Hayat, Hedefleri Sever

Son yıllarda en büyük sıkıntımız hayatımızın rutinleşmesi, hep aynı şeyleri yapmak, gelişememek, belki hayatımızdaki heyecan eksikliği (pozitif heyecandan bahsediyorum, negatif olanı bir çoğumuzda bolca var, her günü adrenalin dolu yaşıyoruz aslında.)… Tüm bunlar hayatı sorgulamamıza, anlam aramamıza ve o anlamı bulamayıp mutsuz olmamıza yol açıyor.

Arkadaşlar, yine kesin bir bilgi veriyorum sizlere. Lütfen yayalım 🙂 Hayat kendiliğinden anlam kazanmaz, kazanmayacak da emin olun… Ne zamanki kendinize somut bir hedef belirlersiniz, işte o andan sonra hayatınız bambaşka olacak. Hedefleriniz sizi geliştirecek. Fark edeceksiniz ki üstünüze garip bir dinamizm, bir enerji gelmiş 🙂 Aklınızda bulunsun, hedef koymak ve bu hedefi başkalarıyla paylaşmak, sorumluluk üstlenmek demektir. Çünkü hedefin gerçekleşmemesi hesap vermeyi gerektirir. İş hedefleri için patrona, hayat hedefleriniz için de kendinize hesap verirsiniz ki bence en zoru ve acı vereni budur. Bu acıyı yaşamamak için aslında tek bir özelliğe ihtiyacınız var, sadece tek bir özellik: Kararlılık… Başarılı insanların ortak özellikleri hedef belirlemede ve bu hedefleri hayata geçirmede kararlı olmalarıdır. İster sporda ister sanatta isterse iş hayatında olsun, başarılı olan bir çok kişi somut ve ölçülebilir hedef koyduğu için ve bu hedeflere ulaşmada kararlı oldukları için başarıya ulaşmıştır.

Hedefler olmadan yaşamak, rüzgarda oradan oraya savrulan bir yaprak olmayı kabul edip -tam bir acizlik örneği-, kendini rüzgarın gücü ve kontrolüne bırakmak ve o güçle, varacak yeri olmayan bir yolculuğa çıkmaktır. Nereye gittiğinizi bilmezseniz, büyük olasılıkla hiçbir yere varamazsınız ama pek de takmazsınız, nasılsa rüzgara bırakmışsınızdır kendinizi, sizi gideceğiniz yere herhangi bir yol götürür, sırtınızı dayamışsınızdır rüzgara bir kere…

Daha fazla benzetme yapmaya gerek yok, net olayım; hedefsiz insan, bana göre, korkak insandır. Hesap vermek istemediği için kendine hedef koymaz, koyamaz. Bu güçsüzlükle en büyük zararı kendine verir, olduğu yerde sayar. Hep bir rüzgar bekler ki kendini o güce bıraksın, oradan oraya savrulsun onun yardımıyla… Eleştirmiyorum, bu da bir seçim. Belki de bu şekilde kendilerini güvende hissediyorlardır. Tek bildiğim oradan oraya savrularak bir dakika bile güvende hissedemeyeceğim…

Yaklaşık 5 yıl çalışmadığım bir dönem oldu. İlk 3 yılı, tabiri caizse, fellik fellik gezmekle, gereksiz alışverişler yapmakla, tam bir üst düzey yöneticinin boş boş gezen karısı titri ve davranış biçimiyle geçti. Neyse ki annem var 🙂 Bir gün, yine kim bilir nerede, derin kahve sohbetimizi yaparken; “Farkındaysan artık hiçbir kadın evde oturmuyor. Sosyeteden olanlar bile, ‘ayol nasılsa kocamın parası var’ diyerek boş durmuyorlar, hepsi bir şeyler üretme peşinde. Sen ne zaman başlamayı düşünüyorsun?” diyerek beni şöyle bir sarstı. Aslında karşınızdaki %100 haklı olduğunda şöyle bir değil, bayağı bir sarsılıyorsunuz arkadaşlar… Ama iyi geliyor. Hepinizin çevresinde böyle “sarsıcı” insanlar olmasını diliyorum. 🙂

Neyse, büyük sarsıntı sonrası hemen MBA programlarını araştırmaya başladım. Müthiş doğru bir seçimle Yeditepe MBA’e başladım ve çok net söyleyeyim, Yeditepe’de geçen günlerim belki de eğitim hayatımın en güzel günleriydi. Üniversitenin her dakikasından nefret etmiş biri olarak bunu söylemem çok sıra dışı ama çok güzel. 🙂 Bu arada hala en büyük kabusumdur; rüyamda biri yanıma geliyor ve “Sen üniversiteden mezun olamadın, hala 2 dersin var.” diyor. “Nasıl olur, kocaman diplomam var evde, hatta ben MBA bile yaptım, o da mı geçerli değil yani. Off ne talihsiz kadınım” diye ciğerim yanarak uyandığım çok olmuştur…

Neyse, konuyu dağıtmayayım. MBA bittikten sonra, tabi ki her Türk genci gibi, hemen iş bulamadım. 🙂 Bir müddet sonra karşıma Atlas Copco -yani şimdi Epiroc- çıktı. İyi ki de çıktı.

Bana hedef koymayı, ne istediğini bilen bir kadın olmayı, yeri geldiğinde ısrarla talep etmeyi, düşüncemi savunmayı öğretti, kendimi tanıma fırsatı verdi. İnatçıyımdır, kolay biri hiç olmadım. Beni idare etti, ki bunun için sanırım yöneticime de teşekkür borçluyum. J

Bir yerde okumuştum, kendi kayığını kendin çekmezsen bir yere gidemiyorsun diyordu… Gerçekten öyle. Hangi hedefe odaklanacağımıza ve istediğimiz sonuçları gerçekleştirmek için ne yapacağımıza karar vermekle bir nevi kaderimizi tayin ediyoruz.

Yaşasın kontrolü bizde olan kürekler! Hepinize hedef ve kararlılık diliyorum. 🙂

Sevgiler.

Duygu Evrankaya

Epiroc Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika

Bölgesel İletişim Markalaşma ve Pazarlama Müdürü

UYARI

Bu haber bir “Madencilik Türkiye Dergisi” haberidir. Her Hakkı Mayeb Ltd.’ye ait olup izinsiz olarak kopyalanıp yayınlanması suçtur ve yasaktır. Kaynak gösterilmeden kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır. Kaynak gösterilerek kullanılmak istenmesi halinde “Bu haber/makale Madencilik Türkiye Dergisi’nden alınmıştır” ibaresi ile birlikte haberin linki verilmeli, link de web sitemize yönlendirilmelidir.