Kritik mineraller tartışmalarında genellikle lityum, kobalt ve bakır öne çıkarken çinko çoğu zaman geri planda kalmaktadır. Ancak son yıllarda bu metalin kullanım alanları genişleyerek enerji sistemlerinden gıda güvenliğine ve sağlık teknolojilerine kadar birçok sektörde stratejik bir rol üstlenmiştir. Geleneksel olarak bir baz metal olarak değerlendirilen çinko, bugün düşük karbonlu ekonomi hedefleri açısından önemli hammaddelerden biri olarak görülmektedir.

Yenilenebilir Enerji Altyapısında Kritik Rol

Yenilenebilir enerji sistemleri yoğun miktarda çelik kullanılan altyapılara dayanır. Güneş ve rüzgâr santrallerinde kullanılan çelik yapıların korozyona karşı korunması ise önemli bir teknik gerekliliktir. Bu noktada çinko kaplama teknolojiler devreye girmektedir. Galvanizleme ve termal püskürtme gibi yöntemlerle çelik yüzeylere uygulanan çinko kaplamalar, altyapıyı korozyona karşı koruyarak rüzgâr türbinleri ve güneş enerjisi santrallerinin ömrünü önemli ölçüde uzatmaktadır. Offshore rüzgâr türbinlerinde her megavat kurulu güç için ortalama yaklaşık 0,4 ton çinko kullanıldığı belirtilmektedir. Bu da 10 MW kapasiteli bir türbinde yaklaşık 4 ton çinko anlamına gelmektedir.

Yazının devamı Madencilik Türkiye Dergisi‘nin 134. sayısında… Dergiyi pdf olarak okumak veya basılı şekilde edinmek için tıklayın

Haberlere Abone Olun

UYARI

Bu haber/makale bir “Madencilik Türkiye Dergisi” içeriğidir. Her hakkı Mayeb Basın Yayın Ltd.’ye ait olup izinsiz olarak kopyalanıp yayınlanması suçtur ve yasaktır. Kaynak gösterilmeden kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır.

Kaynak gösterilerek kullanılmak istenmesi halinde “Bu haber/makale Madencilik Türkiye Dergisi’nden alınmıştır.” ibaresi ile birlikte haberin linki verilmeli, link de web sitemize yönlendirilmelidir.

Önceki İçerikTürkiye ile Kazakistan Arasında Madencilik Alanında Stratejik Anlaşmalara İmza Atıldı
Sonraki İçerikUMREK Çalıştayı 19 Haziran’da Ankara’da Gerçekleştirilecek