Madencilik sektörünün 2022 yıl sonu itibarıyla 6,5 milyar dolar seviyesinde olan ihracat rakamları, 2023 ve 2024 yıllarında geriledi. Ancak, sektör ihracat rakamlarının yükselmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Global pazarların daralması, madencilik izin ve ruhsat süreçlerinin uzun sürmesi ve harç bedellerinin yüksek olması gibi etmenlerin, sektörün önündeki en büyük engeller olarak dikkat çektiğini dile getiren İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Üyesi Nejat Kordel, “2022 yılı sonu itibarıyla 6,5 milyar dolar olan ihracat rakamı, sistematik olarak 2023 ve 2024 yılında düşüş gösterdi. Bunların bazı nedenleri; global pazarların daralmasıyla bizler için geçerli olan maden arama ve işletme izin-ruhsat süreçlerinin çok uzun olması, harç bedellerinin çok yüksek olması veya bunların sonucunda izin alınamaması. Diğer taraftan doğal taş özelinde üretim; tekstil sektörü gibi bazı renk ve doku içeren taşların moda trendlerini takip etmesi bizim elimizi güçsüzleştiriyor. Bu negatif unsurlar göz önünde bulundurulduğu zaman yatırım yapacak müteşebbisler yatırım yapmaktan uzaklaştırıyor. Diğer taraftan finansa erişim, ruhsat süreçleri, mevzuat kaynaklı sorunların devam etmesi sebebiyle de doğal taş üretimindeki düşüşün devam edeceği öngörülüyor. Ancak, atılacak adımlarla birlikte özellikle doğal taş sektöründe güzel gelişmeler yaşanabilir.” dedi.

Doğal taş sektörü, sürdürülebilirlik ve çevresel etkiler göz önüne alındığında yapı sektörünün vazgeçilmez unsurlarından biri olmaya devam ettiğini kaydeden İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Üyesi Nejat Kordel, doğal taşların sağladığı avantajlara dikkat çekerek şunları söyledi: “Doğal taşlar, kimyasal içermeyen ve doğaya zarar vermeyen yapısıyla sürdürülebilir inşaat uygulamalarında büyük bir rol oynuyor. Karbon ayak izini düşüren, düşük enerji tüketimi sağlayan ve uzun ömürlü olan bu malzeme, yeşil bina projeleri için ideal bir seçenek haline gelmiştir. Bugün dünya genelinde yapı sektörünün enerji tüketiminin %40’ını, sera gazı emisyonlarının ise %30’unu oluşturduğu düşünüldüğünde, doğal taş kullanımı çevresel etkileri minimize etmek için büyük bir fırsat sunmaktadır.”

Dayanıklılığı sayesinde binlerce yıllık tarihi yapılarda kendini kanıtlayan doğal taşın, aynı zamanda enerji tasarrufu sağlayarak binaların ısı yalıtımına katkıda bulunduğunu kaydeden Kordel, bu konuda şunları vurguladı: “Doğal taş kaplı binaların enerji tüketimi, tamamen cam kaplı binalara kıyasla çok daha düşük seviyelerdedir. Bunun yanı sıra, geri dönüştürülebilir olması da çevresel sürdürülebilirlik açısından önemli bir avantajdır. Kullanım ömrünü tamamlayan taşlar, çimento ve kireç üretiminde yeniden değerlendirilebilir.” Doğal taşın yangına ve doğal afetlere karşı yüksek dayanıklılığa sahip olduğunu belirten Kordel, deprem riskine karşı sağlam yapılar inşa edilmesi için bu malzemenin önemine işaret etti. Ekonomik avantajlarına da değinerek, “Doğal taşın uzun ömürlü yapısı ve düşük bakım giderleri, onu ekonomik bir seçenek haline getiriyor. Aynı zamanda, estetik görünümüyle mimar ve tasarımcılar tarafından da sıklıkla tercih ediliyor.” dedi. Doğal taşın yapı sektöründe daha geniş bir yer edinmesi için sektör temsilcileri, devlet kurumları ve yatırımcıların iş birliği içinde olması gerektiğini belirten Kordel, sürdürülebilir ve çevre dostu malzemelere yönelmenin gelecek nesiller için kritik önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Haberlere Abone Olun

UYARI

Bu haber/makale bir “Madencilik Türkiye Dergisi” içeriğidir. Her hakkı Mayeb Basın Yayın Ltd.’ye ait olup izinsiz olarak kopyalanıp yayınlanması suçtur ve yasaktır. Kaynak gösterilmeden kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır.

Kaynak gösterilerek kullanılmak istenmesi halinde “Bu haber/makale Madencilik Türkiye Dergisi’nden alınmıştır.” ibaresi ile birlikte haberin linki verilmeli, link de web sitemize yönlendirilmelidir.

Önceki İçerikCengiz Holding’ten Akseki Boksit Madeni ile İlgili Açıklama
Sonraki İçerikAlfa Çevre Teknolojileri Faaliyete Başladı: Su ve Atık Su Alanında Güçlü Bir Adım