Bir ülkede sanayileşme arttıkça maden tüketimi de artmaktadır. Çin’de1990 sonrası başlayan sanayileşme süreci ile maden tüketiminin artışı bunu çok güzel özetlemektedir. Madencilik sektörünün gelişmesi, sanayileşmesi ile doğru orantılıdır.

Çin 1990 yılında mütevazı bir endüstriyel hammadde tüketicisi ülke iken 2025 yılına gelindiğinde dünyanın en büyük mineral tüketen ekonomisine dönüştü.

Çin’in toplam yıllık mineral ve metal tüketimi 1990 yılında yaklaşık 2 milyar ton iken 2025 yılında 16 milyar tona ulaştı. Bir başka ifade ile Çin birçok stratejik emtia için küresel talebin yaklaşık yarısı veya daha fazlasına tek başına tüketir hale geldi. Bu eşi görülmemiş sanayileşme hamlesi, bu ülkeyi dünyanın en büyük imalat ülkesi ve birçok gelişmiş endüstriyel ürünün önde gelen üreticisi haline getirdi.

Çin’de kişi başı milli gelir 1990 yılında 360 ABD doları iken bugün tam 44 kat artarak 15.000 dolar seviyesine ulaştı. 1990 yılında 360 milyar dolar olan Çin’in gayri safi yurt içi hasılası, 2025 yılında 20 trilyon dolar seviyesine ulaştı.

Bu sanayileşme sürecinde Çin’in demir cevheri tüketimi 15 kat, bakır tüketimi 12 kat, alüminyum tüketimi 20 kat, nikel tüketimi 15 kat, NTE tüketimi 36 kat, lityum tüketimi 650 kat arttı. Aynı şekilde 1990 yılında yıllık 210 milyon ton olan çimento tüketimi, 2025 yılında yaklaşık 10 kat artarak 2 milyar tona, 1 milyar ton olan kömür tüketimi 5 milyar tona ulaştı.

Aşağıdaki Tablo’da 1990 – 2025 arasında sanayileşmeye bağlı olarak Çin’de kişi başına düşen metal ve mineral tüketiminin nasıl arttığı görülmektedir.

Kaynak: World Steel Association, Int. Aluminium Institute, Int.Copper Study Group, Int.Nickel Study Group, Int.Energy Agency, USGS Reports

Çin’in Mineral Metal Tüketimi Neden Arttı?

Demir çelik, alüminyum, bakır, kurşun, çinko, çimento, Çin’in altyapı, elektrifikasyon, inşaat, ulaşım ve endüstriyel ekipmanlar üretimini sağladı.

Kömür termik santrallerde enerji üretimini sağladı.

Nikel, paslanmaz çelik üretimi ve daha yakın zamanda pil üretimi nedeniyle hızla büyüdü.

Lityum, elektrikli araçların ve enerji depolamanın yükselişi nedeniyle yaklaşık 650 katlık en hızlı göreceli büyümeyi yaşadı.

Nadir toprak elementleri, çok daha küçük miktarlarda tüketilmesine rağmen, yaklaşık 36 kat arttı.

Madencilik; şehirlerin, ulaşım ağlarının, enerji sistemlerinin, fabrikaların ve yüksek teknoloji endüstrilerinin inşasını mümkün kıldı. Ekonomi geliştikçe, mineral talebi demir cevheri, bakır, kurşun, çinko, fosfat ve kömür, çimento gibi büyük hacimli emtialardan; altın, lityum, nikel, volfram, antimuan, vanadyum, titanyum, telliryum, grafit ve nadir toprak elementleri gibi kritik mineralleri de içeren daha geniş bir yelpazeye doğru kaydı. Bu değişim Çin’in ağır sanayiden ileri imalat ve temiz enerji, elektrikli otomobiller, batarya teknolojileri, yarı iletkenler, kalıcı mıknatıslar, dijital teknoloji, yapay zeka, uzay sanayi, savunma sanayi, robotik teknolojilerine geçişini sağladı.

Çin’in sanayileşmesi temelde, büyük miktarlarda mineral ve metalin altyapıya, üretim kapasitesine ve teknolojik ürünlere dönüştürülmesi sürecidir. Tarihte çok az ülke bu kadar hızlı bir maden tüketimi artışı yaşamıştır.

Türkiye’de madencilik sektörünün hala ağırlıklı olarak inşaat sektörü olmak üzere, enerji üretimi, beyaz eşya sanayimizin ve az miktarda da otomobil sanayimizin taleplerini karşılamaya yönelik bir gelişme gösterdiğini görüyoruz. Mineral metal tüketimimiz bize aslında ülkemizin sanayileşme profilinin ne durumda olduğunu göstermektedir.

Minerallerimizi/madenlerimizi katma değerli ürünlere dönüştürecek, değer zinciri yaratacak entegre yatırımları yapamadığımız için, yer altı kaynaklarımızı katma değeri düşük ürün olarak satıp, katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülmüş ürünler olarak geri satın alıyoruz.

Ülke olarak dünyanın en büyük maden rezervlerine sahip olabilirsiniz ama eğitim düzeyiniz, Ar-Ge düzeyiniz, teknolojik düzeyiniz ne kadar ise sahip olduğunuz mineral kaynaklarından o kadar değer zinciri yaratabilir ve dünya ticaret pastasından o kadar pay alabilirsiniz.

Çin son 35 yılda ülkesine 3,5 trilyon ABD doları doğrudan yatırım sermayesi çekmeyi başarırken, Türkiye’nin bu süreçte çekebildiği doğrudan yatırım sermayesi miktarı toplamda 280 milyar dolar bir başka ifade ile Çin’in yaklaşık 13’de biri düzeyinde oldu.

Ülkesine çektiği doğrudan yatırım sermeyesi sayesinde yatırımlar için gerekli sermayeye kavuşan Çin, eğitime, bilgiye, katma değerli yüksek teknolojilere yatırım yaparak, 1990’lı yıllarda çok düşük katma değerli ürünler üretebilen sanayi yapısını, yüksek katma değerli ürünler üretebilen bir sanayiye dönüştürerek her alanda dünyanın üretim üssü olmayı başardı.

Çin, 1990 yılında sadece 360 milyar dolar olan gayri safi milli hasılasını 2025 yılına gelindiğinde 55 kat arttırarak yıllık 20 trilyon dolarlık gayri safi milli hasılasına ulaşırken, ABD ise 1990 yılında 6 trilyon dolar olan gayri safi milli hasılasını sadece 5 kat arttırarak 31 trilyon dolara çıkarabildi.

1990 ile 2025 yılları arasında Çin ekonomisi, modern tarihin en hızlı büyüme dönemlerinden birini yaşadı. gayri safi milli geliri yaklaşık 360 milyar ABD dolarından neredeyse 20 trilyon ABD dolarına yükseldi ve ABD ile arasındaki farkı yaklaşık 17:1’den 1,6:1’e düşürmeyi başardı.

Çin, madencilikte hammaddeden mamul ürüne/ürünlere uzanan değer yaratma zincirinde, yüksek katma değerli yatırımları yaparak bu güce kavuştu.

Yetersiz sermaye, yetersiz eğitim, bilgi, Ar-Ge, teknoloji ve yatırımlarla maden kaynakları katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülemez. Türkiye’nin toplam maden ihracatının bir kilogramının ortalama değerinin 19 sent düzeyinde olması bunu kanıtlamaktadır. Bu durum madencilerin suçu değildir. Sanayileşme düzeyimiz ile ilgili bir durumdur. Başta da ifade edildiği gibi bir ülkenin sanayileşme düzeyi ne ise madencilik düzeyi onu yansıtır.

Muhterem Köse

Dr. Maden Mühendisi

Dr. Muhterem Köse: Linkedin

kosemuhterem@gmail.com

 

 

Haberlere Abone Olun

UYARI

Bu haber/makale bir “Madencilik Türkiye Dergisi” içeriğidir. Her hakkı Mayeb Basın Yayın Ltd.’ye ait olup izinsiz olarak kopyalanıp yayınlanması suçtur ve yasaktır. Kaynak gösterilmeden kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır.

Kaynak gösterilerek kullanılmak istenmesi halinde “Bu haber/makale Madencilik Türkiye Dergisi’nden alınmıştır.” ibaresi ile birlikte haberin linki verilmeli, link de web sitemize yönlendirilmelidir.

Önceki İçerikMaden Sektöründen ‘14 Soruna 14 Çözüm’ Önerisi
Sonraki İçerikMadencilik Sektörü 2026 Haziran Ayı İhracatı 692,5 Milyon Dolar Oldu