Türkiye Madenciler Derneği (TMD) tarafından 4 Aralık Dünya Madenciler Günü dolayısıyla düzenlenen Sorumlu Madencilik Zirvesi Ankara’da gerçekleştirildi.

Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar konuşmasına madencilerin Dünya Madenciler Günü’nü tebrik edip maden şehitlerini anarak başlarken sözlerine şöyle devam etti: “Bu yıl 11 ayda ulaştığımız 5,1 milyar dolar seviyesinin yıl sonunda 6 milyar doların üzerine çıkacağına inanıyorum. Madencilikte 2002 yılında GSYH payı binde 6’larda iken hedefimiz, bu oranı yüzde 5 seviyesine çıkarmak.”

2024 yılında aylık ortalama 774 denetim yaptıklarını aktaran Bayraktar, “2025 yılında bu sayıyı 806’ya yükselttik. Nicelik kadar denetimin niteliği de önem arz ediyor. Radar, sonar, drone, elektronik takip ve dijital uyarı sistemleri ile daha etkin denetimler gerçekleştiriyoruz. Yoğunlaşan denetimlerimiz sonucunda 2025’in ilk 10 ayında bin 323 firmaya idari para cezası uyguladık. Bununla birlikte 2 bin 43 faaliyet durdurma tedbiri aldık.” açıklamasını yaptı.

İş sağlığı ve güvenliğinin yanı sıra faaliyeti tamamlanan maden sahalarının rehabilitasyonuna büyük önem verdiklerini ifade eden Bayraktar, “Bugüne kadar rehabilite edilen 13 bin hektarlık sahada, 23,7 milyon ağaç dikilmesini sağladık.” dedi.

Nadir toprak elementlerinin son dönemde dünyadaki gibi Türkiye’de de oldukça gündem olan bir konu olduğunu belirten Bayraktar, “Her ne kadar bazıları bu meseleden yeni haberdar olsa da Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğümüz, Eskişehir-Beylikova’daki NTE sahasında ilk çalışmaları yıllar evvel gerçekleştirmişti. Sahanın Eti Maden’e devriyle Beylikova’da arama faaliyetlerini yoğunlaştırdık ve 125 bin metrelik sondaj gerçekleştirdik. Bunun sonucunda 694 milyon ton ile dünyada tek sahada en büyük ikinci nadir toprak elementi kaynağını tespit ettik.” dedi.

Üretime yönelik olarak pilot tesisi 2023’te devreye aldıklarını aktaran Bayraktar, ikinci faz olan endüstriyel tesisin kurulması çalışmalarına da devam ettiklerini söyledi. Bayraktar, “Hedefimiz 2026’da endüstriyel tesisin temelini atmak, 2 yıl içerisinde de bu tesisi hayata geçirmektir.” dedi.

Saflaştırma oranını yüzde 92–93’ten daha yukarılara taşıyacak teknolojiyi daha hızlı bir şekilde alabilmek için farklı ülkelerle görüşmelerin devam ettiğini belirten Bayraktar, “Ancak bir kez daha ifade etmek isterim, bu sahayı devlet eliyle işleteceğiz. Kurduğumuz pilot tesise dahi tahammülü olmayanların, bu tesisi yaptırmamak için mahkeme kapılarına koşanların bir anda adeta kâğıttan kaplan kesilip ‘Madenlerimizi sattırmayız’ demelerine, bu konuda çıkardıkları dedikodulara lütfen itibar etmeyiniz.” dedi. Bayraktar, nadir toprak elementlerini en doğru şekilde ve milli menfaatlere en uygun şekilde ülke ekonomisine katmayı hedeflediklerini kaydetti.

Kapsamlı düzenlemelerle madencilikte yeni bir dönemin kapılarını araladıklarını kaydeden Bayraktar, “Şimdi hedefimiz yeni düzenlemelerle madencilik sektörümüze sermaye katkısı yapacak gerek risk sermayesi gerekse uluslararası sermayeyi ülkemize çekecek yeni düzenlemeleri yapmak. İstanbul’da, İstanbul Finans Merkezinde maden borsamızı artık devreye almak istiyoruz. EPİAŞ, bu konuda Sermaye Piyasası Kuruluna başvurusunu yaptı. Kurulun en kısa sürede bu konuda gerekli izni vermesini bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Nijer’deki altın sahasında faaliyetlerin ilk fazını tamamladıklarını aktaran Bayraktar, “Ülkemiz dışında altın üretimine ilk olarak Nijer’de başlayacağız. Benzer şekilde, Özbekistan’da da altın başta olmak üzere farklı maden türlerine yönelik arama faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu ülkelere ek olarak; Pakistan, Azerbaycan, Fas, Kırgızistan, Libya ve Suriye’de madencilik alanındaki faaliyetlerimizi somut projelere dönüştürme çalışmalarımıza devam ediyoruz.” diye konuştu.

Etkinlikte ev sahibi olarak açılış konuşmasını gerçekleştiren TMD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz sözlerine, “Bu vesileyle ülkemizin kalkınması için yerin altında alın teri dökerken hayatını kaybeden maden şehitlerimizi de rahmet, minnet ve saygıyla anmak isterim. Onların fedakarlıkları ve hatıraları, sorumlu madencilik hedefimize güç veriyor.” şeklinde başladı.

“İnsanı riske atmayan, doğayı gözeten, topluma saygılı ve katma değerli bir üretim yaklaşımını standart haline getirmek zorundayız.” ifadeleriyle sözlerine devam eden Yılmaz, bu nedenle bu yılın temasını “Sorumlu Madencilik” olarak belirlediklerinin altını çizdi.

Dünyanın yeniden şekillendiğini, bir dönemin petrol mücadelelerinin bugün maden savaşlarına dönüştüğünü belirten Yılmaz, “Yenilenebilir enerji teknolojileri, elektrikli araçlar, batarya üretimi, yarı iletkenler ve savunma sistemleri… Kısacası her şey, ama her şey madenlere bağlı.

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre 2040 yılına kadar kritik mineraller talebi en az dört kat artacak. Elektrikli araçlarda kullanılan maden miktarı ise geleneksel araçlara göre 6 kat fazla. Bugün kritik mineralleri yöneten, geleceğin teknolojisini de yönetiyor. Bu tablo bize şu soruyu soruyor: Türkiye bu oyunda seyirci mi olacak, yoksa oyunu kuran ülkelerden biri mi?

Bor, nadir toprak elementleri, bakır, altın… Ülkemizin jeolojisi bize büyük bir rekabet avantajı sunuyor. Ama bu potansiyeli gerçeğe dönüştürebilmek için sorumlu, şeffaf ve sürdürülebilir bir üretim anlayışıyla ilerlemeliyiz.

Bakanlığımızın kritik mineraller stratejisi bu açıdan ülkemize önemli bir vizyon kazandırıyor. Bu çalışmaları sektör adına büyük memnuniyetle karşılıyoruz. Stratejik ve kritik mineraller listemizi dünyadaki yeni gelişmeler ışığında güncellenmesinde büyük fayda gördüğümüzü de belirtmek isterim.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin yer altı kaynaklarının büyük ama henüz tam olarak ekonomiye kazandırılmış olmadığını sözlerine ekleyen Yılmaz, “Çünkü sektörümüzün önünde aşmamız gereken zorluklar var: Arama yatırımlarının yeterince teşvik edilmemesi, finansmana erişimde güçlük, arama faaliyetlerine yönelik önyargı ve bilgi eksikliği, yanlış bilgilerin hızla yayılması.

Bazen bir tek hatalı örnek, yüzlerce doğru uygulamanın üzerini örtebiliyor. Biz madenciler olarak her fırsatta kendimizi ve yaptığımız işi sorguluyoruz. Çoğu zaman da şunu hissediyoruz: Bir avuç olumsuz örnek, binlerce doğru işi gölgede bırakıyor. Sektör olarak çok çabalıyoruz ama kendimizi yeterince anlatamıyoruz. Bunun için daha fazla efor sarf etmemiz gerektiğinin farkındayız. Ve şunu içtenlikle söylüyoruz: Madenciliğe vicdansızlık, bu ülkeye vefasızlıktır. Çünkü bu topraklarda var olan zenginlikleri kullanmayıp başka ülkelerin yer altı kaynaklarına muhtaç kalmak kendimize yapacağımız en büyük haksızlık.

Madencilere vicdansızlık yapanlara sesleniyorum: Ne zaman madencilik geri plana itilse, sanayi yavaşlıyor, üretim azalıyor, milyarlarca doları dışarıya ödüyoruz. Bunu görmüyor musunuz? Oysa biz istiyoruz ki bu ülkenin sanayisi kendi kaynakları ile güç bulsun.

Lütfen, artık farkına varalım. Madencilik, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığında başrolü oymaya aday bir sektör. Bugün ülkemizin dış ticaret açığının yaklaşık 60 milyar dolarlık kısmı madencilik ürünlerinden kaynaklanıyor. Yani madencilikte atacağımız her doğru adım, dışa bağımlılığı azaltan, ülkemizin cari açığını doğrudan düşüren bir adım olacak. Bunun için de devletimizin desteğine ihtiyacımız var.” dedi.

Konuşmasında ekonomiye katkının yanı sıra madencilerin doğrudan insana dokunan bir yönüne de değinen Yılmaz, “Kimse unutmamalıdır ki madenciler, yalnızca maden çıkarmaz. Depremde, selde, orman yangınlarında en önde koşan yine madencilerimizdir. Kendi canlarını riske atarak başkalarının umudu olurlar. Arama-kurtarma ekiplerimiz, bugüne kadar tüm büyük afetlerde ülkemizin dört bir yanında sayısız cana dokunmuştur. Türkiye Madenciler Derneği olarak biz de yıllardır Maden Kurtarma Yarışmaları düzenliyor, bu kahraman ekiplerin eğitimine, dayanıklılığına ve hazırlık seviyesine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bu vesileyle tüm arama-kurtarma ekiplerimize minnet ve saygılarımı sunuyorum.” şeklinde konuştu.

Arama ruhsatlarının sayısı yıllar itibarıyla azaldığını belirten Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: “El birliğiyle bir arama seferberliği başlatmamız, bunun için de ivedilikle risk sermayesini sektörümüze çekmemiz gerekiyor. Çünkü bugün arayıp bulamazsak, yarın çok geç kalırız.

Aynı zamanda kamuoyunun güvenini yeniden güçlendirmek zorundayız. Bunun tek yolu da en iyisini yapmak ve kamuoyuna doğruyu anlatmaktan geçiyor. İşte tam da bu nedenle Sorumlu Madencilik İnisiyatifini hayata geçirdik.

2021’de yaptırdığımız algı araştırması bize toplumun çok net bir mesajını gösterdi: İnsan hayatını koruyun, doğaya duyarlı olun, açık ve şeffaf davranın.

Ve tabii ki, toplum, ‘Madencilik olmasın’ demiyor, ‘Madencilik daha iyi olsun’ diyor. Biz de dünyada bu işi en iyi yapan ülkeleri inceledik. Kanada, Avustralya, ABD gibi gelişmiş ülkelerin madencilik standartlarını masaya yatırdık.  Ve Eylül ayında Kanada Madenciler Derneği ile çok önemli bir iş birliği protokolü imzaladık. TSM modeli bugün 13 ülkede uygulanıyor; Türkiye de 14. ülke olma yolunda ilerliyor. Ama altını çizmekte fayda görüyorum: Biz bu modeli kopyalamıyoruz. Türkiye’nin sosyal, çevresel ve mevzuat gerçeklerine uygun kendi yerli ve milli modelini oluşturuyoruz.

Şu anda Türkiye’nin en büyük madencilik şirketleri gönüllü katılım beyanlarını iletti. İlk pilot şirketleri çok yakında duyuracağız.”

 

Haberlere Abone Olun

UYARI

Bu haber/makale bir “Madencilik Türkiye Dergisi” içeriğidir. Her hakkı Mayeb Basın Yayın Ltd.’ye ait olup izinsiz olarak kopyalanıp yayınlanması suçtur ve yasaktır. Kaynak gösterilmeden kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır.

Kaynak gösterilerek kullanılmak istenmesi halinde “Bu haber/makale Madencilik Türkiye Dergisi’nden alınmıştır.” ibaresi ile birlikte haberin linki verilmeli, link de web sitemize yönlendirilmelidir.

Önceki İçerikTavşanlı Madeni’nde İlk Dore Dökümü Gerçekleşti
Sonraki İçerikAntalya Akseki’de Satılık Olivin Madeni Sahası ve Tesisi