Ülkemizde bir ilke imza atarak, tasarladığı Pnömatik Flotasyon Hücresi (TK-PN Cell) prototipinin üretimini tamamlayan Tüfekçioğlu Kauçuk ve Makina A.Ş. endüstriyel ölçekli test çalışmalarına başladı.
Uygulama ve işletmede ciddi avantajlar sunan TK-PN Cell ile flotasyon devrelerinin her aşamasında iyileşme sağladıklarını belirten Tüfekçioğlu Kauçuk Makine Teknik Danışmanı Prof. Dr. Özcan Y. Gülsoy ile daha verimli, sürdürülebilir ve daha yüksek performanslı bir flotasyon sürecine giden bu yolda bir söyleşi gerçekleştirdik.
Pnömatik flotasyon hücresini anlatarak sözlerine başlayan Gülsoy, “Pnömatik flotasyon hücreleri palpı karıştırmak için bir tahrik mekanizması içermeyen flotasyon makinalarıdır.
Mekanik hücrelerde olduğu gibi pnömatik hücrelerde de hava son derece önemlidir. Flotasyon için gerekli hava, ya bir basınçlı hava kaynağından verilmekte ya da palp akışı ile
oluşturulan vakum sayesinde atmosferden emilerek alınmaktadır. Mekanik hücrelerdeki, hücre içine giren havanın içerdeki mekanizma tarafından parçalanmasının aksine, pnömatik hücrelerde hava hücre içine kabarcıklar halinde girmekte ve tanelerin kabarcığa yapışması da önemli oranlarda bu giriş kısmında gerçekleşmektedir. Diğer taraftan, hücre içinde de tane kabarcık çarpışması ve bağlanması meydana gelmektedir. Pnömatik hücrelerde hava/palp girişi özel tasarlanmış nozullar (ağızlık) ya da “Downcomer” adı verilen borular yardımı ile olmaktadır. Pnömatik flotasyon makinaları arasında yer alan flotasyon kolonu gibi flotasyon makinalarında ise flotasyon için gerekli hava, basınçla ince hava kabarcıkları oluşturan bir birim (air sparger) ile sağlanmaktadır. Pnömatik flotasyon hücrelerinde çok şiddetli karıştırmanın oluştuğu hava/palp besleme kısmında ortaya çıkan, aşırı çarpışma olasılığı ve çok hızlı tane-kabarcık hareketleri nedeniyle yüksek flotasyon kinetiği oluşmaktadır. Bu da flotasyonun hızını artırmaktadır.” şeklinde açıkladı.
Pnömatik flotasyon hücrelerinin flotasyonda kullanılan ilk makineler arasında olduğunu sözlerine ekleyen Gülsoy, ancak mekanik hücrelerinin kullanıma girmesi ile pnömatik
flotasyon makinelerinin kullanımının önemli ölçüde azaldığını belirtti. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte geliştirilen yeni pnömatik makinaların avantajları sayesinde yeniden
dikkat çekmeye başladığına vurgu yapan Gülsoy, “Flotasyon konusunda dünya çapında makinalar üreten firmalar, pnömatik flotasyon makinaları geliştirmeye ve maden endüstrinin hizmetine sunmaya başladılar. Flotasyon hücreleri temelde mekanik ve pnömatik diye iki grupta toplanabilir. Flotasyon kolonları da mekanik karıştırma aksamı
olmadığından pnömatik flotasyon makinaları arasında sayılmaktadır. Fakat, pnömatik flotasyon makinaları sadece mekanik flotasyon makinalarına göre değil, aynı zamanda flotasyon kolonlarına göre de önemli farklılıklar içermektedir. Pnömatik hücrelerde palp ve hava ayrı bir besleme borusundan, karıştırılarak hücre içine verilirken, flotasyon kolonlarında hava kabarcık oluşturan özel bir sistemle hücreye alttan, palp girişi de hücrenin ortasından yapılmaktadır. Ayrıca pnömatik flotasyon hücreleri flotasyon kolonlarına oranla daha küçük olmaktadır.” şeklinde konuştu.
Detaylar Madencilik Türkiye Dergisi’nin 126.sayısındadır.














