doc-dr-sadrettin-alpan-turk-madenciliginin-oncusu-cumhuriyetin-yerbilimleri-mirasi

13 Nisan 2025, Türk madencilik ve yerbilimleri camiası için derin bir kayıp günü oldu. Ömrünü, Türkiye Cumhuriyeti’nin yeraltı zenginliklerinin bilimsel bir vizyonla gün yüzüne çıkarılmasına adayan, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü’nün (MTA) efsanevi Genel Direktörü, Türkiye’nin ilk maden mühendisliği doçenti Doç. Dr. Sadrettin Alpan, yüzüncü yaşında aramızdan ayrıldı. 15 Nisan’da İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi’nde düzenlenen duygu yüklü bir veda töreninin ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda ebediyete uğurlanan Alpan, geride sadece bir bilim insanı değil, bir kurumun, bir sektörün ve bir ülkenin kalkınma hikâyesinin yapı taşlarını bıraktı. Onun hayatı, azmin, idealizmin ve bilimsel düşüncenin pratiğe nasıl dönüştüğünün destansı bir öyküsüdür. Bu anma
yazısında, Sadrettin Alpan’ın hayatını, katkılarını ve mirasını, Hulûsi Turgut’un kaleme aldığı Maden Bilimcilerin Duayeni Sadrettin Alpan: İnsanı Maden Yaşatır adlı biyografik eserden ve diğer kaynaklardan hareketle, bir bütün olarak ele alınmıştır.

Çocukluk ve Eğitim: Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Bir İdealistin Doğuşu
Sadrettin Alpan, 22 Haziran 1924’te İzmit Bahçecik’te, asker bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Babası Bahri Bey’in görev yerlerinin sık sık değişmesi, genç Sadrettin’e Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye’nin farklı şehirlerini (Yalova, İstanbul, Akşehir, Niğde, Hatay, Elazığ, Malatya, Sivas) tanıma fırsatı verdi. Bu hareketli çocukluk, onun gözlem yeteneğini ve farklı coğrafyalara adaptasyon kabiliyetini geliştirdi. Elazığ’da yaşadığı bir anı, onun madencilikle bağını başlatan ilk kıvılcım oldu. Babasının görevi nedeniyle, yeni kurulan Ergani Bakır Madeni Tesisleri’ne Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ile aynı trende seyahat
etme şansı bulan Alpan, bu deneyimi yıllar sonra sevgi ve hürmetle yâd edecekti. Madenle tanışması, belki de o trende başlamıştı.

Eğitim hayatı, Cumhuriyet’in sınırlı imkânlarına rağmen kararlılıkla şekillendi. Malatya Lisesi’nde başlayan lise öğrenimini, dönemin en prestijli okullarından İstanbul Kabataş
Erkek Lisesi’nde 1941’de tamamladı. Parlak bir öğrenci olan Alpan, henüz lise mezuniyetinin hemen ardından, hayatını değiştirecek bir fırsatı yakaladı: MTA’nın yurtdışına öğrenci göndermek için açtığı Avrupa Konkuru’nu kazandı. Ancak II. Dünya Savaşı nedeniyle yurtdışına gidişler ertelenince, boş durmak istemeyen Alpan, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kaydoldu. Bu, onun öğrenme azminin ve disiplinli karakterinin erken bir göstergesiydi.

İngiltere Yılları: Bir Maden Mühendisinin Doğuşu
1943’te, savaşın zorlu koşullarında, MTA’nın bursuyla İngiltere’ye gönderilen altı öğrenciden biri olan Alpan, macera dolu bir yolculukla Birmingham Üniversitesi’ne ulaştı. Mısır ve Akdeniz üzerinden geçen rota, Alman savaş uçaklarının tehdidi altında gerçekleşti; bu, 17-18 yaşlarındaki bir genç için hem korkutucu hem de unutulmaz bir deneyimdi. İngiltere’de önce dil eğitimi alan Alpan, ardından Birmingham Üniversitesi’nde Maden Mühendisliği öğrenimine başladı. Yaz stajlarında madenlere inerek mesleğin pratiğini öğrendi ve bu süreçte madenciliğe olan tutkusunu derinleştirdi.

İngiltere’deki eğitim sistemi, teorik bilginin yanı sıra uygulamaya verdiği önemle Alpan’ı etkiledi. 1951’de doktorasını tamamlayarak Türkiye’ye dönen Alpan, matkap teknolojileri
üzerine yaptığı yenilikçi çalışmalarla uluslararası alanda dikkat çekti ve İngiltere Maden Mühendisleri Odası tarafından Victor Prize ödülüne layık görüldü. Ancak, geliştirdiği
yüksek devirli matkabın patentini alması için yapılan ısrarlı teklifleri, ülkesine hizmet etme idealiyle reddetti. Bu karar, onun kişisel çıkarları değil, toplumsal faydayı önceliklendiren
karakterini yansıtıyordu.

MTA’da Bir Dönemin Başlangıcı: Bilim ve Uygulamanın Buluşması
Türkiye’ye döndüğünde, Eylül 1951’de MTA’nın Ankara Akköprü tesislerinde göreve başlayan Alpan, kısa sürede sahadaki yetkinliğiyle fark yarattı. Üçköprü Krom Sondaj Kampı’nda madene inerek başladığı kariyerinde, karşılaştığı teknik hataları cesurca dile getirdi. Ancak bu doğrucu tavrından dolayı, başlangıçta görev değişiklikleri ve hatta
askere gönderilmesi gibi engellerle karşılaştı. 1948’den itibaren yurtdışına gönderilen öğrencilerin bilgilerine yönelik önyargılar, Alpan’ın erken kariyerinde zorluklar yaratsa da
o bu engelleri aşmayı bildi.

Uludağ’daki volfram (tungsten) yataklarını keşfetmesi, onun bilimsel yetkinliğini kanıtlayan dönüm noktası oldu. Bu başarı, ona “Türkiye’nin ilk Maden Mühendisliği Doçenti” unvanını ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) “İlk Türk Maden Mühendisi Üniversite Öğretim Üyesi” kadrosunu kazandırdı. Aynı dönemde MTA’da baş mühendisliğe yükselen Alpan, Türkiye’de uçakla maden arama çalışmalarını başlatarak bir ilke imza attı. Krom, uranyum ve volfram gibi kritik madenlerin aranmasında geliştirdiği sondaj yöntemleri, Türk madenciliğinde çığır açtı.

Detaylar Madencilik Türkiye Dergisi’nin 127.sayısındadır.

Haberlere Abone Olun

UYARI

Bu haber/makale bir “Madencilik Türkiye Dergisi” içeriğidir. Her hakkı Mayeb Basın Yayın Ltd.’ye ait olup izinsiz olarak kopyalanıp yayınlanması suçtur ve yasaktır. Kaynak gösterilmeden kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır.

Kaynak gösterilerek kullanılmak istenmesi halinde “Bu haber/makale Madencilik Türkiye Dergisi’nden alınmıştır.” ibaresi ile birlikte haberin linki verilmeli, link de web sitemize yönlendirilmelidir.

Önceki İçerikÇED Yönetmeliğinde Önemli Değişiklikler: Madencilik ve Enerji Projeleri İçin Yeni Kriterler Belirlendi
Sonraki İçerikAfyonkarahisar Blok Fuarı’nın İlki Başarıyla Gerçekleştirildi