Geçenlerde madencilikle ilgili yabancı bir dergide Şili’deki Antofagasta bölgesindeki aktif en eski bakır işletmelerinden birindeki (Chuquicamata) yetmiş yıl arayla iki fotoğrafın olduğu bir sayfaya denk geldim. Resimde bir kamyonu dolduran elektrikli şoveller arından yükleme yapıyorlar. Aradan geçen bunca uzun süreye rağmen, aynı madende belli yönleriyle aslında birçok şeyin aynı şekilde yapıldığını ve aslında madencilik sektörü olarak üretim ve işletme konularında ne kadar geleneksel kaldığımızı hatırlattı. Bu işletmede yıl başında yer altında üretime başlanmış olsa da yine de uzun yıllardır kullanılan ekipman türleri, yöntemler, iş gücü ve proseslerin çok değişmeden kullandığını söylemek mümkün.

Resim 1. (Chuquicamata 1920 & Chuquicamata 1990) Chuquicamata bakır madeninde farklı yıllarda arında üretim yapan şovel ve kamyonlar (Kaynak: mining.com)

Bu iki resmi kıyasladığınızda, resimde lejant olmaması sebebiyle büyüklüklerin anlaşılması güç olsa da aslında operatör kabinlerini baz alırsanız ilk göze çarpan nokta ekipmanların
hatırı sayılır miktarda büyümüş olması. Bir maden kamyonu 10-15 ton kapasiteden 360-400 tonluk yük taşıma kapasitesine çıkmış. Benzer şekilde şovellerin kova kapasitesi de 3-5 tonlardan 110-120 tonlara çıkmış. Bunun yanında kullanılan ekipman teknolojisinde iyileştirmeler sonucunda makinelerin faydalı kullanım süreleri uzatılmış. Görünmesi güç noktalardan bir diğeri de ekipmanların konum, operatör yardım, sağlık, yakınlık ve optimizasyona yönelik farklı sensör ve aygıtlarla donatılmış olmaları. Aslında sadece ekipman boyutu değil; bunun dışındaki birçok diğer konularda da yenilikler ve gelişmeler sağlanmış. Örneğin bugün bir şovel sondaj karotları verileri, maden planlama, tasarım programları ve yüksek çözünürlüklü GPS yardımıyla tam olarak kazdığı yerin koordinatlarını, cevher türünü (veya pasayı) veya tenörünü görebilmektedir. Buradan doldurduğu kamyonu ne zaman, nereden, kaç kova ile doldurduğunu, her bir kovanın ağırlığını ve bu malzemenin ne zaman nereye döküldüğünü gerçek zamanlı veya geçmişe yönelik görebilmek mümkün. Bu tür teknolojilerin kullanımı elbette yıllar içinde belli bir ilerleme kaydedildiği anlamına geliyor ancak yıkıcı bir değişimin veya dönüşümün olmadığı da bir gerçek.

Yazının devamı Madencilik Türkiye Dergisi 98. sayı 126. sayfadadır.

Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz.

Haberlere Abone Olun

UYARI

Bu haber/makale bir “Madencilik Türkiye Dergisi” içeriğidir. Her hakkı Mayeb Basın Yayın Ltd.’ye ait olup izinsiz olarak kopyalanıp yayınlanması suçtur ve yasaktır. Kaynak gösterilmeden kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır.

Kaynak gösterilerek kullanılmak istenmesi halinde “Bu haber/makale Madencilik Türkiye Dergisi’nden alınmıştır.” ibaresi ile birlikte haberin linki verilmeli, link de web sitemize yönlendirilmelidir.

Önceki İçerikÖksüt Madeninde Yılın İlk Dokuz Ayında 80.035 Ons Altın Üretimi Gerçekleştirdi
Sonraki İçerikMAPEG’den Tüprag’a İş Birliği ve Koordinasyon Ziyareti