Altın Madencileri Derneği (AMD) Başkanı Hasan Yücel, Çanakkale 2. İdare Mahkemesi’nin Halilağa Bakır Madeni için verdiği yürütmeyi durdurma kararını eleştirerek, “Bu karar, yalnızca Halilağa projesini değil, Türkiye’deki tüm maden işletme ruhsatlarını tartışmalı hale getirme riskini taşımaktadır.” dedi. Yücel, kararın hukuki ve teknik açıdan ciddi sorunlar içerdiğini vurguladı.

Yücel açıklamasında, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) alanlarının işletme izni sınırlarıyla birebir uyuşması gerektiği iddiasının mevzuatta hiçbir karşılığı olmadığını belirterek, “ÇED sınırlarının dışında işletme izni verilen alanlarda faaliyet yapılamaz, ancak bu sınırların birebir aynı olması gerektiğine dair bir düzenleme yoktur. Bu karar, mevzuata aykırı bir yorumdur ve zorlama bir mantık içermektedir. Yani esas olan ÇED sınırlarıdır. ÇED, sınırları dışında faaliyette bulunulması söz konusu değildir. Bununla ilgili hem maden kanununda, hem çevre mevzuatında ağır yaptırımlar mevcuttur. İşletme izin alanları belirlenirken, mevcut rezerv durumu, tesis yerleşim alanı ve benzeri kriterler gözönünde bulundurulur. İşletme izni alanı içerisinde alınan ÇED kurulacak tesisin ve üretilecek madenin kapasitesine göre belirlenir. İşletme izni büyük rezerv alanlarını kapsayabilir. Ama büyük rezerv alanlarının içerisinde yatırımcı, daha küçük kapasitede yatırım yapabilir. Bunun aksine mevzuata bir durum söz konusu değildir.” şeklinde konuştu.

Yücel, kararın etkilerinin yalnızca Halilağa Bakır Madeni’ni değil, Türkiye’deki tüm madencilik faaliyetlerini kapsayacağını vurgulayarak, “Bu karar emsal teşkil ederse, Türkiye’de faaliyet gösteren yaklaşık 4 bin maden sahasının kapısına kilit vurulabilir. Bu, hem yer altı kaynaklarımızın değerlendirilmesini engeller hem de uluslararası yatırımcıları Türkiye’den uzaklaştırır.”

Yücel, özellikle madencilik gibi karmaşık mevzuat ve teknik gereklilikleri içeren alanlarda, uzmanlaşmış yargı mercilerinin kurulmasının, doğru ve sürdürülebilir kararlar alınması için kritik olduğunu ifade ederek, “Türkiye’nin madencilik potansiyelini doğru değerlendirebilmesi için, hukuki altyapının sektörü destekleyecek şekilde geliştirilmesi gerekiyor. İhtisas mahkemeleri, yanlış yorumlara dayanan kararların önüne geçmek için bir zorunluluktur.” çağrısında bulundu.

Mahkemenin, mevzuatta açıkça tanımlanmayan bir düzenlemeyi kendi yorumuyla zorlayarak karara bağladığını savunan Yücel, şu ifadeleri kullandı: “Mahkeme burada kendisini yasama yerine koymuştur. Yasalarda olmayan bir zorunluluğu empoze ederek hem sektöre hem de kamu yararına aykırı bir karar vermiştir.”

Son olarak, bu kararın üst mahkeme tarafından düzeltileceğine inandığını belirten, “Bu yanlış karar bir an önce düzeltilmezse, Türkiye’deki bütün madenlerin faaliyetleri durabilir. Ümidimiz, üst mahkemelerin mevzuata uygun bir karar vermesidir.” dedi.

Haberlere Abone Olun

UYARI

Bu haber/makale bir “Madencilik Türkiye Dergisi” içeriğidir. Her hakkı Mayeb Basın Yayın Ltd.’ye ait olup izinsiz olarak kopyalanıp yayınlanması suçtur ve yasaktır. Kaynak gösterilmeden kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır.

Kaynak gösterilerek kullanılmak istenmesi halinde “Bu haber/makale Madencilik Türkiye Dergisi’nden alınmıştır.” ibaresi ile birlikte haberin linki verilmeli, link de web sitemize yönlendirilmelidir.

Önceki İçerikÇöpler Kazası Bağımsız İnceleme Raporu Paylaşıldı
Sonraki İçerikTürkiye, Moğolistan İle Madencilik Niyet Beyanı İmzaladı