Bu çalışma, küresel madencilik sistemine ilişkin stratejik bir teşhis olup Mining Is Dead. Long Live Geopolitical Mining başlıklı kitabımızda geliştirdiğimiz çerçeveye dayanmaktadır. Kitap, madenciliğin ‘bir endüstri’ olmaktan çıkıp stratejik bir güç alanına dönüşümünü geniş bir çerçevede analiz ederken, 7. Bölüm ise burada kullandığımız odağı netleştirerek madenciliği jeopolitik, kurumsal ve sembolik bir sistem olarak tanımlamıştır.
2025 teşhisimiz, söz konusu bakış açısını alıp pratik bir haritaya dönüştürmektedir. Son yıllarda analiz ettiğimiz başlıca gerilimleri ve 2025 boyunca izlediğimiz gelişmeleri bir araya getirmekte, bunları on yapısal boyut ve on stratejik sinyal halinde düzenlemektedir. Belge hem geriye hem ileriye dönük bir bakış sunar. 2025 yıl sonu itibarıyla yapısal olarak netleşmiş olan unsurları derlemekte ve 2026 ilerledikçe en çok hangi gelişmelerin izlenmeye değer olduğunu ortaya koymaktadır.
Amacımız ortak bir referans çerçevesi sunmaktır. Madencilikteki gelişmeler nadiren tek ve tutarlı bir hikâye olarak ortaya çıkar. Daha çok yeni bir politika, bir proje gecikmesi, bir topluluk çatışması, bir alım anlaşması, yeni bir rafineri, bir arz kesintisi ya da bir fiyat hareketi biçiminde görünürler. Bu teşhis, bu olayların neden önemli olduklarını, neye işaret ettiklerini ve değer zinciri boyunca uygulama kapasitesini nasıl etkilediklerini göstermek için tasarlanmıştır.
Bu belgeyi bir çalışma aracı olarak kullanmanızı öneriyoruz. Okuyun, not alın, toplantılara ve kurum içi tartışmalara taşıyın. Yıl boyunca makaleler ve vaka odaklı çalışmalar aracılığıyla daha derin analizler yayımlamaya devam edeceğiz. Bu yıllık teşhis farklı bir rol üstlenmektedir: döngünün başında çerçeveyi kurar, böylece sonrasında gelen gelişmeler daha tutarlı ve daha az gürültüyle okunabilir.
2026’yı okurken bizi yönlendiren tek bir soru varsa, o da şudur: sistem artık ihtiyaç duyduğu kapasiteyi, gerçekten gereken hızda, yerlerde ve değer zinciri segmentlerinde onaylayabilir, finanse edebilir ve inşa edebilir mi?
Jeolopolitik Madencilik 2026’ya hoş geldiniz.
I. 2025 Tanısı: Küresel Madencilik Sisteminin On Boyutu
Bu ilk bölüm, 2025 yıl sonu itibarıyla küresel madencilik sisteminin Geopolitical Mining (Jeopolitik Madencilik) perspektifinden nasıl
göründüğünü tanımlayan on boyutu sunar. Bu boyutlar birlikte değerlendirildiğinde, talep baskısının nereden geldiğini, sermaye, kurallar, yetenek, meşruiyet, teknoloji ve jeopolitiğin nasıl etkileşime girdiğini ve sistemin en fazla hangi alanlarda kırılgan olduğunu ortaya koyar. Bu boyutlar, II. Bölümdeki stratejik sinyallerin ve III. Bölümdeki gidişat değerlendirmelerinin temelini oluşturur.
1. Talep: Mineral Yoğun Bir Dünya, Artık Yapısal Bir Gerçekliktir
2025 sonu itibarıyla kritik mineraller enerji, sanayi stratejisi, dijital altyapı ve ulusal güvenlik tartışmalarında sürekli tekrar eden bir tema haline gelmiştir. Jeopolitik madencilik perspektifinde bu mineraller artık sistemin en altındaki girdiler olarak değil, modern gücün sessiz temellerinden biri olan mümkün kılıcı altyapı olarak görülmektedir. Artık ülkelerin ekonomilerini nasıl çalıştırdığı, nasıl rekabet
ettiği, nasıl bağlantı kurduğu ve temel sistemlerini nasıl koruduğu üzerine düşünmenin başlangıç noktası haline gelmişlerdir.
Yazarlar: Marta Rivera, Eduardo Zamanillo (Mining Is Dead. Long Live Geopolitical Mining) contact@geopoliticalmining.com
Yazının devamı Madencilik Türkiye Dergisi‘nin 134. sayısında… Dergiyi pdf olarak okumak veya basılı şekilde edinmek için tıklayın













