Riyolit, kimyasal ve mineralojik bileşimi granite karşılık gelen felsik volkanik kayaçtır. Toplam silika içeriği ağırlıkça %65-75 olan felsik volkanitler arasında SiO2 bakımından en zengin olanıdır. Mezozoyik’ten önce oluşan riyolitlerin adı kuvars porfirdir. Kuvars ve alkali feldispat fenokristallerinden oluşan, genellikle az plajiyoklaz ve biyotit içeren, mikrokristalin veya camsı zemine sahip olan, silisik volkanik kayaçlar için kullanılan ’’Riyolit’’ terimi, adını Alman jeolog F. von Richthofen’den, “-it” (kayaç) ekiyle Grekçe rhyax (akış) sözcüğünden alır.

Riyolit Oluşumu: Riyolit, bileşim ve görünüm olarak granite benzer ancak farklı süreçte granit, magma yüzeyinin altında kristalleşerek (intrüzif) oluşurken riyolit, şiddetli volkanik
patlamalar sonucu lav veya püskürtülen magma katılaştığında (ekstrüzif) oluşur. Bu patlamalar esnasında, silika bakımından zengin magma o kadar viskozdur ki lav nehrinde akmaz, bunun yerine volkan bacasından patlayıcı şekilde malzeme püskürür. Bazı durumlarda, granit formunda katılaşmış magma bir volkandan yeniden püskürtülerek riyolite dönüşebilir. Riyolit gezegenimizin her yerinde bulunur ancak büyük kara kütlelerinden uzaktaki adalarda nadirdir, lavın soğuma hızına bağlı olarak birçok farklı form alır. Obsidyen ve ponza, riyolitin farklı iki türüdür.

Riyolit üreten volkanik patlamalar jeolojik dönem boyunca, tüm kıtalarda meydana gelmiştir. Bu tür patlamaların yıkıcı doğası göz önüne alındığında, yakın tarihte nadir olmaları şanslı bir durumdur. 20. yüzyılın başından bu yana sadece üç riyolit yanardağ patlaması meydana gelmiştir. Bunlar Papua Yeni Gine’deki St. Andrew Strait (1953-1957),
Alaska’daki Novarupta (1912) ve Şili’deki Chaitén (2008) yanardağlarıdır. Riyolit üretebilen diğer aktif yanardağlar İzlanda’daki çok sayıda volkan ile ABD’deki Yellowstone ve Endonezya’daki Tambora’dır. Türkiye’de Orta Anadolu’da Hasandağ ve Göllüdağ, Van Gölü Havzasında Nemrut, Tendürek ve Ağrı Dağları yeniden riyolit püskürtebilir.

Riyolitin Menşei: Riyolitler nispeten SiO2 bakımından zengin magmadan veya buna karşılık gelen lavlardan kaynaklanır. Magmatik farklılaşma olarak adlandırılan bir tür silika zenginleşmesi, levha tektoniği ile ilişkilidir. Magmanın kıtaların ve nispeten büyük ada yaylarının altından, yeryüzüne yükselmesiyle meydana gelir. Riyolit ergiyiklerinde bulunan
yüksek SiO2 seviyesi, hızlı soğuma sonucu sıcaklığın düşmesiyle birlikte, katılaşmayı püskürmeden önce ileri bir dereceye kadar ilerletir. Yüksek silika içeriği ve düşük
demir ve magnezyum içeriği nedeniyle, riyolitik magmalar oldukça viskoz lavlar oluşturur. Ergiyiklerin viskozitesinin artması sonucu nedeniyle riyolit lavları, püskürme sonrası
doğrudan volkanik bacanın kenarına monte edilmiş kalın kubbeler halinde gözükür.

Ekzojen ve Endojen Lav Kubbeleri: Lav kubbeleri, lavın uçucu içeriğine ve reolojisine bağlı olarak boyut ve şekil bakımından değişir. Bazı kubbeler, zirve bacalarından dışarı atılan yeni lav loblarının birikmesiyle büyür. Kubbenin tepesini kaplamanın yanı sıra, bu loblar daha dik yamaçlardan aşağı sızarak, yüzeyleri ogiv adı verilen belirgin kavisli sırtlarla kıvrımlı olan ve büyük ölçekli Pahoehoe’ye benzeyen coulées (Fransızca: lav akışı) oluşturabilir. Kubbe büyümesinin bu ekstrüzyon stili ekzojen (Latince: Dışarıda büyüyen) olarak tanımlanır. Öte yandan, birçok lav kubbesi, taze magma yüzeyde patla – madan kubbenin iç kısmına girdiğinde şişme yoluyla büyür. Bu tür endojen kubbe büyümesi (Latince: İçeriden büyüyen), aşırı dik yamaçlardan dökülen molozla kaplı bloklu tepelerin ve dik kenarların gelişmesine yol açar. Bir lav kubbesinin hem endojen hem de ekzojen mekanizmalarla büyümesi nadir değildir. Dört ana tip lav kubbesi vardır. (a) Dışsal lav kubbesi; (b) İçsel lav kubbesi; (c) Coulé’ler; (d) Peléean.

Detaylar Madencilik Türkiye Dergisi’nin 126.sayısındadır.

Haberlere Abone Olun

UYARI

Bu haber/makale bir “Madencilik Türkiye Dergisi” içeriğidir. Her hakkı Mayeb Basın Yayın Ltd.’ye ait olup izinsiz olarak kopyalanıp yayınlanması suçtur ve yasaktır. Kaynak gösterilmeden kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır.

Kaynak gösterilerek kullanılmak istenmesi halinde “Bu haber/makale Madencilik Türkiye Dergisi’nden alınmıştır.” ibaresi ile birlikte haberin linki verilmeli, link de web sitemize yönlendirilmelidir.

Önceki İçerikMaden İhracatı İlk 4 Ayda 1,8 Milyar Dolar Oldu
Sonraki İçerikHakan Ürün’den Tabii Kaynaklar Bakanlığı Önerisi