Rüstem Çetinkaya
Yönetim Kurulu Başkanı

Temmer Mermer

Dünyanın en eski madenleri Anadolu’da. Eski çağlardan bu yana Diyarbakır’ın Ergani Havzası işletiliyor. Binlerce yıllık geçmişi olan Ergani, Türk madencilik tarihi açısından da oldukça önemli. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk maden mühendisi olan İbrahim Edhem Paşa’nın ilk kez toprakla buluştuğu yer Ergani Bakır Kalhanesi. 1845 yılında başmühendis olarak görev yaptığı Ergani bakır Kalhanesi, genç Türkiye’nin de kurulması döneminde umut oldu. “Köylü, milletin efendisidir” diyerek yola çıkan Mustafa Kemal Atatürk toprağın üstü kadar altındakilerin de önemini biliyordu.

1922 yılında Meclis’te yaptığı konuşmada “Ekonomik siyasetimizin mühim gayelerinden biri de umumi menfaatleri doğrudan doğruya ilgilendirecek ekonomik kuruluşları ve teşebbüsleri mali ve teknik kudretimizin müsaadesi nispetinde devletleştirmedir. Bu cümleden olarak; topraklarımızın altında işlenilmeden duran maden hazinelerini az zamanda işlenerek, milletimizin menfaatine açık bulundurmak bu usul sayesinde mümkündür.” dile getirdiği sözleri, henüz emekleme dönemini yaşayan Türkiye Cumhuriyeti için bir işaret fişeğiydi. Hatta baktığımızda, Mustafa Kemal Atatürk’ün en ciddi atılımları da madencilik sektöründe yaptığını görüyoruz. Kronolojik sıralamada da dikkatimizi çeken detay, 1924 yılında Atatürk’ün ilk ziyaretlerinden birinin de Ergani Bakır Madenleri olduğu gözümüze çarpıyor. Ergani’deki ocakları ziyaret eden Atatürk, 1925 yılında sektörümüze özel ‘Sanayi ve Maadin Bankası’nı kurdu. Madenciliğin ulaşımla paralel ilerleyeceğini düşündü ve yabancıların kontrolündeki demiryolu şirketlerini kamulaştırdı. Madenlerin enerjiye ihtiyaç duyacağını düşündü, elektrik şirketlerini devraldı, santraller kurdu. Yine yabancıların elinde olan madencilik şirketlerini millileştirdi. Etibank’ı, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü’nü kurdu. Türkiye’nin hemen hemen her kentinde madenlerin kurulmasına öncülük etti.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Maden işletilmesi gelişme halindedir. Madenlerimiz bizim başlıca döviz kaynağımız olduğu için de yüksek dikkatinizi çekmeye değerlidir.” sözünün değerini şimdilerde daha iyi anlıyoruz.

Bunları kaleme almamın nedeni, hepimizin bildiği gibi Türkiye, madencilik anlamında oldukça önemli bir ülke. Endüstride kullanılan 90 çeşit madenin 77’i Türkiye’de üretiliyor. Mermer başta olmak üzere birçok madende de dünyada söz sahibi olabileceğimiz potansiyelimiz mevcut.

Bu potansiyeller sadece madenlerin kendisiyle değil tabii. Dünyanın birçok ülkesinde madencilik, turizmle birlikte anılıyor. Bununla ilgili yaptığım kısa bir araştırma bile şaşırmama yetti diyebilirim.

Madenler, Unesco Dünya Miras Listesi’ne Giriyor

Güneş, deniz ve kum (Sun-Sea-Sand) adı verilen 3S’e dayalı turizm artık yeni alternatifler yaratma peşinde. Tarih, kültür, inancın da geliştiği turizm sektöründe daha yeni akımlar geliyor. Örneğin nükleer felaketle hatırladığımız Çernobil’e Ukrayna Devleti turlar düzenliyor. Kuzey Kutbu’nda buzul erimesini yakından görmek isteyenlere özel geziler organize ediliyor. Aklımıza pek gelmeyen madenler de turizmde ciddi bir pazara sahip.

Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz.

UYARI

Bu haber bir “Madencilik Türkiye Dergisi” haberidir. Her Hakkı Mayeb Ltd.’ye ait olup izinsiz olarak kopyalanıp yayınlanması suçtur ve yasaktır. Kaynak gösterilmeden kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır. Kaynak gösterilerek kullanılmak istenmesi halinde “Bu haber/makale Madencilik Türkiye Dergisi’nden alınmıştır” ibaresi ile birlikte haberin linki verilmeli, link de web sitemize yönlendirilmelidir.