Dünyamız, soğuk uzayda seyreden sıcak bir gezegendir. Gezegenimizin kayalık iç
kısmı (manto) ısıtılmış akışkan çikolata gibi sıcaktır. Biz Dünya’nın parçalara ayrılmış soğuk, sert kabuğunda yaşıyoruz. Gezegenimizin katı bir kabuk olarak bir arada duran soğuk dış tabakası, tek bir katı parçadan oluşmamıştır. Bu kabuk, hareketli iç kısmın üzerinde kayan
(tektonik levhalar) denen, birçok ayrı parçaya bölünmüştür. Bu levhalar bir nevi dış mantoda (yüzer) ve gezegenimizin üzerinde göç eder.

Bazı levhalar çarpışır, bazıları birbirinden ayrılır, bazıları da birbirlerinin yanından kayar. Levhalar alttaki akışkan manto tarafından yönlendirilir. Hareketleri levha çarpışmalarının
karmaşık mekanizmasıtarafından kontrol edilir. Bu levhalar arasındaki etkileşimler volkanik aktivite ve dağ oluşumunun nasıl olduğunu ve olacağını belirler. Tektonik plakaların (dünya litosferinin büyük levhaları) birbirinden ayrılması ve birleşmesi jeolojik bir süreçtir. Bu süreç manto konveksiyonunun sonucudur. Göreceli harekete dayalı üç tip levha-levha etkileşimi vardır: Levhaların çarpıştığı yakınsak, levhaların ayrıldığı ıraksak ve levhaların basitçe birbirinin yanından kaydığı dönüşüm hareketi.

Magmatik Kayaçlar Nedir? Nasıl Tasnif Edilir?

Magma, gezegenin kabuğunda önceden var olan kayaçların mantoyla birlikte kısmi ergimelerinden de türeyebilir. Magmatik kayaçlar oluştukları ortama göre (ekstrüzyon ve
intrüzyon) iki kategoriye ayrılır: İlk kategori derinlikte yavaşça katılaşan ve gaz salmayan ‘intrüzif kayaçlardır’. Diğer kategori olan ‘ekstrüzif kayaçlar’ volkanlardan veya deniz
tabanındaki çatlaklardan püskürür veya sığ derinliklerde donar. Bu, nispeten hızlı bir şekilde ve düşük basınçlar altında soğudukları anlamına gelir. Bu nedenle, genellikle ince taneli ve gazlıdırlar. Bu kayaçların bazıları kırıntılı, yani katılaşmış ergiyikten ziyade kayaç ve mineral parçalarından oluşmuştur. Teknik olarak, bu onları tortul kayaçlar yapar. Ancak bu volkanoklastik kayaçların diğer tortul kayaçlardan özellikle kimyaları ve ısının rolü açısından birçok farkı vardır. Jeologlar onları magmatik kayaçlarla aynı kefeye koyar.

Etimoloji: Magma, Eski Yunanca da kalın merhem anlamı için kullanılan viskoz bir maddeyi tanımlamaktadır. Lav, muhtemelen Latince yıkamak anlamına gelen lavare kelimesinden türeyen İtalyanca bir kelime olan sel, akarsu kelimesinden gelmektedir.

Magma Farklı Mineral Türlerini Nasıl Oluşturur

Magma, genellikle silisyum (Si), alüminyum (Al) ve oksijen (O) ve demir (Fe), magnezyum (Mg), kalsiyum (Ca), sodyum (Na) ve potasyum (K) dahil olmak üzere bir dizi başka element açısından zengin bir eriyiktir. Yüksek sıcaklıkta (1500 oC) başlayarak, sıcaklık azaldıkça çeşitli bileşikler eriyikten kristalleşir. Alkali elementler (K, Na ve Ca), plajiyoklaz ve ortoklaz feldspatları oluşturmak için Si, Al ve O ile birleşme eğilimindedir. Demir ve magnezyum, çeşitli koyu renkli mineraller(ojit, hornblend ve biyotit) oluşturmak için silikon ve oksijenle birleşir. Her mineralin, oluşacağı sıcaklığa bağlı bir kararlılık aralığı vardır. Son toplulukta hangi mineral grubunun meydana geleceği, magmanın başlangıç bileşiminin bir
fonksiyonudur. Fe ve Mg açısından zengin magmalar, olivin, ojit ve Ca plajiyoklaz oluşturacak ve bazalt veya gabro olarak soğuyacaktır. Manto kayası eridiğinde ve yükseldiğinde magma haline gelir. Bazı magmalar derinlerde yavaşça soğur ve intrüzif magmatik kayaçlar oluşturur. Diğer magmalar, Dünya yüzeyine çok daha hızlı ulaşır ve katılaşır ve bu nedenle ekstrüzif magmatik kayaçlar olarak adlandırılır.

İntrüzif kayaçlar daha büyük kristallere sahip olma eğilimindedir (daha yavaş soğuma, büyümeleri için daha fazla zamana izin verir) ve bazı ekstrüzif kayaçlar (obsidiyen gibi)
genellikle o kadar hızlı soğur ki minimum kristal büyümesine sahip olurlar ve volkanik cam olarak adlandırılırlar. Bazaltlar ekstrüzyon lavlarından biridir. Granitler, intrüzif kayaçların bir ailesidir. Gabro, genellikle bazaltlarla ilişkilendirilen (yani, bazaltların kaynağı olan) intrüzif kayadır. Yüzeye ulaşan granitik magma genellikle riyolit lavları üretir.

Magmatik kayaç, üç ana türden biridir, diğerleri tortul ve metamorfiktir. Magmatik kayaç yer yüzeyi altında, intrüzif (plütonik) kayaçlarda olduğu gibi derinde ve yüzeye yakın veya yüzeyde, ekstrüzif (volkanik) kayaçlarda olduğu gibi kristalleşmeyle veya kristalleşmeden oluşabilir. Kristal oluşumunda genel kural şudur: Malzeme o kadar yavaş soğursa kristal o kadar büyük olur. Bunun nedeni, magmadan oluşacak kayaç formunu aldığında, moleküllerin o kadar yüksek sıcaklıkta kararlı olacak şekilde düzenlenmesidir. Sıcaklık azalmaya başladığında, atomik difüzyon olarak bilinen süreç meydana gelir, moleküller daha düşük sıcaklıklarda kararlı olan yapılar, bağlar ve kafesler oluşturmaya başlar. Bu oluşan yapıları kristaller olarak biliyoruz. Ancak magma hızla soğuduğunda, moleküllerin bu yapıları oluşturmak için zamanı olmaz ve temelde magma halindeyken bulundukları konumda/konfigürasyonda sıkışır. Moleküllerin görünür kristaller halinde düzenlenme şansı olmadığından (büyük kristallerin belirgin olduğu jeottan farklı olarak), ortaya çıkan kayaç insan gözünün ayırt edemeyeceği kadar küçük kristallerden oluşur. Sonuç, opak, parlak bir yüzeye sahip bir nesnedir.

Yazının Devamı Madencilik Türkiye Dergisi’nin 124.sayısındadır.

Haberlere Abone Olun

UYARI

Bu haber/makale bir “Madencilik Türkiye Dergisi” içeriğidir. Her hakkı Mayeb Basın Yayın Ltd.’ye ait olup izinsiz olarak kopyalanıp yayınlanması suçtur ve yasaktır. Kaynak gösterilmeden kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır.

Kaynak gösterilerek kullanılmak istenmesi halinde “Bu haber/makale Madencilik Türkiye Dergisi’nden alınmıştır.” ibaresi ile birlikte haberin linki verilmeli, link de web sitemize yönlendirilmelidir.

Önceki İçerikDoğal Taş Sektöründen İhracat Hamlesi
Sonraki İçerikUlusal Maden Kurtarma Ekibi Kurulacak