Türkiye’nin zengin mineral kaynaklarına ve önemli sermaye yatırımı için açık potansiyeline karşın, Borsa İstanbul’da (BIST) listelenen “junior” arama ve madencilik şirketlerinin sayısı, diğer kaynak zengini ülke borsalarıyla karşılaştırıldığında kaygı verici ölçekte düşüktür. Bu, madencilik sektörünü 2018’de uluslararası standartlarla uyumlu hale getirmek için tasarlanan UMREK ulusal kaynak ve rezerv kodunun uygulamaya konulması da göz önüne alındığında özellikle daha dikkat çekicidir. Bu nedenle, Türkiye’nin doğal zenginliklerinden daha etkili bir şekilde yararlanmak için oluşturulan değişim zemininin daha iyi çalıştırılması için neler yapılması gerektiğini irdelemek gerekir.

Borsa’da listelenen birçok büyük şirket ya da holding grubunun madencilikle uğraşan yan kuruluşları olmasına karşın, Mayıs 2025 itibarıyla, BIST Madencilik Endeksi yalnızca yedi bileşen şirketi içermektedir. BIST Madencilik Endeksi öncelikli olarak temel madencilik etkinliklerine odaklanır. Ancak daha büyük endüstriyel ya da holding grupları içindeki
madencilik de dahil yan kuruluşlar farklı kümelerde yer alabilir. Örneğin, BIST’te listelenen bazı büyük enerji holdingleri, enerji santrallerine tedarik sağlamak için kömür madenciliği yapan yan kuruluşları içerebilir. Benzer şekilde, çimento ve inşaat malzemeleri endüstrilerindeki şirketler kireç taşı ve diğer hammaddeleri çıkarmak için taş ocaklarına sahip olabilir. Ek olarak, çelik gibi metal işleme ve üretimiyle uğraşan endüstriyel şirketlerin demir cevheri ve krom gibi temel metalleri çıkaran yan kuruluşları olabilir. Dahası, birden fazla sektörde ilgileri olan çeşitlendirilmiş holding şirketleri, madencilik yatırımlarında azınlık
ya da çoğunluk hisselerine sahip olabilir. Bunlara karşın, hâlâ sınırlı sayıda şirketin madencilik endeksinde yer alması oldukça düşündürücüdür.

Herhangi bir madencilik projesine finansman sağlamak genellikle projenin en zorlu aşamasıdır. Bu bağlamda, borsada listelenmek, Avustralya, Kanada, ABD ve Güney Afrika gibi gelişmiş madencilik ülkelerindeki ‘’Junior’’ madencilik şirketleri için finansmana ulaşımdaki en kolay yollardan biridir. Küçük yatırımcılar ve madencilik şirketleri sıklıkla borsayı kendi avantajlarına kullanırlar. Elinde küçük birikimi olan yatırımcılar önemli getiri potansiyeli olan kazançlı fırsatlar ararken, ‘’Junior’’ madencilik arama şirketleri operasyonel etkinlikleri için finansman sağlamayı hedefler. Ancak Türkiye’deki birçok madencilik şirketinin Türk borsası aracılığıyla bu finansman yoluna ilgisiz kalması dikkat çekicidir. Bu durum şu soruyu gündeme getiriyor: Bu görünüşte yararlı olan seçenek, neden Türk madencilik sektörü tarafından daha geniş bir şekilde benimsenmiyor? Bu sorunun yanıtı çok fazla bileşeni içeriyor görünmektedir. İşin ayrımında olmamak, algılanan karmaşıklıklar, piyasa dinamikleri, şirkete özgü konular ve en önemlisi, yerel madencilik sektöründeki birçok kişinin hâlâ yabancı kaldığı UMREK Kodu tarafından zorunlu kılınan teknik raporlama
standartları bunlar arasında sayılabilir.

Yazarın da sektördeki paydaşlarla iletişiminden elde ettiği izlenim, Junior madencilik sektöründeki önemli engellerden birinin, Borsa İstanbul (BIST) kotasyonunun incelikleri
ve yararları konusunda kapsamlı bilgi ve anlayış eksikliğinin ilk sırada olduğunu göstermektedir. Birçok özel kişinin elinde bulunan arama şirketleri, çoğunlukla sermaye
piyasalarının karmaşıklıklarını düşünerek, öncelikle jeolojik saha çalışmalarına ve proje geliştirmeye odaklanma eğilimindedir. Bu şirketler için ilk halka sunumdaki (Initial
Public Offering ‘IPO’) işlemler, Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) düzenleyici denetimi ve listelenen bir kuruluşun süren yükümlülükleri ürkütücü ve yabancı görünebilir.
Ayrıca, ‘’Junior’’ madencilik şirketlerinin BIST listeleme sürecinde açık ve erişilebilir bir şekilde rehberlik etmesi için özel olarak tasarlanan bilgi kaynakları çoğu zaman yetersiz
görünmekte ve bu durum etkin katılımı engelleyebilecek bir bilgi boşluğu yarattığı düşünülmektedir.

Halka arzı düşünen şirketler için listeleme sürecinin algılanan karmaşıklığı ve maliyeti, ardından gelen sürdürülmesi gerekli uyumluluk yükümlülükleri önemli caydırıcı ögeler
olarak düşünülebilir. İlk başvuru işlemleri, kapsamlı belgeleme, kapsamlı yasal ve finansal durum saptaması ve SPK’dan onaylı ayrıntılı bir prospektüsün oluşturulmasını gerektirir. Genellikle sınırlı finansal ve insan kaynaklarıyla etkinlik gösteren Junior maden firmaları için hukuk müşaviri, denetçi ve sigortacı tutmanın ön maliyetleri caydırıcı olabilir. Ek olarak, sürekli açıklamalar ve bildirgeler, Türk Muhasebe Standartları ve Türk Finansal Raporlama Standartları uyarınca üç aylık ve yıllık finansal raporlama, gelişen kurumsal yönetim ilkelerine uyum ve diğer düzenleyici gerekliliklere ilişkin süregelen yük, henüz gelir üretmeyen yalın operasyonlar üzerinde önemli bir idari ve finansal baskı oluşturabilir.

Detaylar Madencilik Türkiye Dergisi’nin 127.sayısındadır.

Haberlere Abone Olun

UYARI

Bu haber/makale bir “Madencilik Türkiye Dergisi” içeriğidir. Her hakkı Mayeb Basın Yayın Ltd.’ye ait olup izinsiz olarak kopyalanıp yayınlanması suçtur ve yasaktır. Kaynak gösterilmeden kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır.

Kaynak gösterilerek kullanılmak istenmesi halinde “Bu haber/makale Madencilik Türkiye Dergisi’nden alınmıştır.” ibaresi ile birlikte haberin linki verilmeli, link de web sitemize yönlendirilmelidir.

Önceki İçerikEnerji Dönüşümü, Kritik Minerallerde Talep Patlamasını Tetikleyecek
Sonraki İçerikAhlatcı Altın İşletmeleri’nden Balıkesir’de Altın İhalesi Başarısı ve Maden Ruhsatı Alımı