Seequent, yer bilimleri verilerinin 3B modelleme ve kaynak kestirimi iş akışlarıyla, merkezi bir ortamda bütüncül bir şekilde değerlendirilmesini sağlayarak, karar alma süreçlerini destekler.
Veri Yoğunluğu İkilemi
Yer bilimciler her zaman sınırlı yer altı bilgisiyle çalışmak zorunda kalmıştır. Veri hacimleri zaman içinde önemli ölçüde artsa
da jeolojik gözlemleri güvenilir kaynak kestirimini destekleyen modellere dönüştürmek hâlâ önemli bir zorluktur. Veri artışına rağmen bu durum, yeni veriler ışığında jeolojik modellerin sürekli güncellenmesini gerektiren projelerde daha belirgin hale gelir. Bu sürekli güncelleme süreci günümüzde kaynak kestirim iş akışının temel bileşenlerinden biridir.
Kaynak kestirimi öncelikle jeoistatistiksel bir çalışma olarak kabul edilse de özünde jeolojik yorumlamayla sınırlıdır. Jeolojik alanlar (domains), süreklilik, anizotropi ve yapısal kontrollerle ilgili kararlar, mineralizasyon ve kestirim süreci üzerinde doğrudan etkiye sahiptir. Artan veri hacmi jeolojik yorumları desteklese de verilerin sistematik bir şekilde modelleme sürecine dahil edilmediği durumlarda jeolojik anlayış ile kestirim sonuçları arasında uyumsuzluk oluşabilir.
Türkiye gibi yoğun madencilik faaliyetlerinin sürdüğü ve farklı metalojenik kuşakların bir arada bulunduğu ülkelerde bu zorluk daha belirgin biçimde ortaya çıkar. Epitermal altın, porfiri, skarn ve volkanik masif sülfür yataklarını barındıran sahalarda yapısal özellikler ve süreklilik, kısa mesafelerde bile önemli farklılıklar gösterebilir. Dolayısıyla projeler olgunlaştıkça ilk yorumların yeniden değerlendirilmesi kaçınılmaz hale gelir.
Yazının devamı Madencilik Türkiye Dergisi’nin 136. sayısında… Dergiyi pdf olarak okumak veya basılı şekilde edinmek için tıklayın















