Dünyanın en büyük madencilik şirketlerinden, BHP’nin, küçük madencilik firmaları için bir destek programı vardır: BHP Xplor. Bilmeyenler için kısaca açıklayayım: BHP Xplor, dünyanın madencilik devi BHP’nin erken aşama arama projelerini desteklemek için kurduğu bir hızlandırma programı. Altı aylık yoğun bir mentorluk, teknik destek, veri erişimi ve tabii ki 500 bin dolarlık bir tohum finansmanı sunuyor. Biz de arkadaşlarımızla beraber geçmiş yıllarda 6 farklı proje ile bu programa başvuru yaptık ama maalesef hepsine ret cevabı geldi. Bunun nedenlerini öğrenmek adına bir geri bildirim talep ettik ve online bir toplantı gerçekleştirdik. Sonuç: BHP’nin önümüzdeki dönemde en önemli hatta tek hedefinin “Bakır” olduğu idi. Sadece BHP değil son dönemlerde madencilik sektörünün devlerinin bakıra olan artan bir ilgisi dikkat çekiyor. Peki bunun sebebi ya da sebepleri neler olabilir?
Aslında Uluslararası Bakır Çalışma Grubu’nun (ICSG) 2024 eylül ayında yayınladığı verilere baktığımızda özellikle rafine yani metal bakır arzında bir fazlalık olduğu görülüyor. Başta Çin ve Kongo (DRC) olmak üzere hızlı bir şekilde inşa edilen bakır izabe tesislerinin de devreye girmesi ile, 2024 yılında 469 bin ton, 2025 yılında ise 194 bin ton arz fazlası metal bakır üretimi görülmekte, bu da elbette kısa dönemde fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturuyor. 2024 yılında %3,8 ve 2025 yılında %2,8 olarak tahmin edilen bakır metali üretim artışına karşılık, tüketimde 2024 yılı için %2 2025 yılı için %2.8 artış tahmin edilmekte, bu artışın da önemli bir kısmı Çin’den kaynaklanıyor ve Çin dışı Dünya bakır tüketim artışının 2024’te %0,5 olduğu tahmin edilmekte. Ama işin en ilginç kısmı 2025 yılı için bu tesislerin hammaddesi olan bakır konsantresi arzının kısıtlı olmasının beklenmesi (ICSG,2024). Bu öngörünün de gerçekleştiğini görüyoruz, TC (treatment charge) olarak adlandırılan ve izabe tesislerinin işleme bedeli olarak düştükleri miktarlar negatif olarak uygulanmaya başlandı. Negatif TC izabe tesislerinin bakır konsantrelerine içinde bulunan bakır değerinden daha yüksek bir tutarda ödeme yaptıkları anlamına geliyor, tabii izabe tesisleri bakırın yan ürünü olarak üretilen sülfürik asit ve kıymetli metal satışları ile hala karlılığını koruyabiliyorlar. Bu durum izabe tesis kapasitelerinde hızlı artışa rağmen, maden üretimlerinin bu hızla artmamasından kaynaklanıyor (mining.com, 2025).
IEF – Uluslararası Enerji Forumu’nun raporunda da belirttiği gibi sorun, yerkabuğunda yeterli bakır olup olmaması değil; sorun, insanlığın arzuladığı “yeşil devrimi” gerçekleştirmek için gereken bakırı, gereken hızda topraktan çıkarıp çıkaramayacağımızdır. IEF yaptığı incelemede bu konuda çarpıcı bir veriyi ortaya koyuyor, yeni bir bakır madeninin keşiften işletmeye geçme süresi 23 yıl. Arz tarafındaki bu sıkıntılara karşın, talep tarafındaki beklentiler ise çok daha vahim. Yapılan modellemelerde çeşitli senaryolar değerlendirilmekte, öncelikle “İşler bugünkü gibi gitseydi” (mevcut madenler, bilinen projeler vb.) arzın nasıl bir patikada ilerleyeceği, sonra bu “arz patikasının” üzerine, farklı gelecek senaryolarının talep eğrileri yerleştirilerek: Sadece geleneksel büyüme, tüm araçların hibrit olduğu bir dünya, tüm araçların elektrikli olduğu bir dünya, hem tüm araçların elektrikli olduğu hem de bunu destekleyecek şebekenin tamamen yenilendiği bir dünya ile net sıfır hedeflerine ulaşılması senaryoları, değerlendiriliyor. Durum burada kendini aslında belli etmeye başlıyor. Hibrid, elektrikli araçlar gibi yeni teknolojilerden gelecek talep dikkate alınmadan sadece temel baz senaryo dikkate alındığında bile ortaya çıkan durum şu; insanlık tarihi boyunca 2018 yılına kadar son 5 bin yılda üretilen toplam bakır miktarı 757 milyon ton olarak hesaplanıyor, sadece baz senaryo için 2018 yılı ile 2050 yılları arasındaki 32 yıllık süreç için üretilmesi gereken bakır miktarı 905 milyon ton, başka bir deyişle bugüne kadar insan oğlunun ürettiği bakırın %115 fazlasını önümüzdeki 30 yıllık süreçte üretmemiz gerekiyor. Elektrikli araçlara geçiş bu senaryoyu daha da ilginçleştiriyor, içten yanmalı bir motorda yaklaşık 24 kg bakır kullanılırken, hibrit araçlarda bu miktar 29 kg’a elektrikli araçlarda 60 kg’a çıkıyor, yani bir elektrikli araç içten yanmalı bir araca göre yaklaşık 3 kata yakın daha fazla bakıra ihtiyaç duyuyor. Bu durum hesaba katıldığında 2035 yılında 8,1 milyon ton/yıl, 2040 yılında ise 9,6 milyon ton/yıl bakır arz açığı oluşacağı öngörülmekte. Elektrikli araç ve gerekli şebeke dönüşümü dikkate alındığında oluşacak talebi karşılamak için 2035 yılına kadar yılda 472 bin ton bakır üreten 54 yeni madenin üretime geçmesi gerekiyor (Cathles & Simon, 2024).
BHP’nin kendi yaptığı değerlendirmelerde bu yönde güçlü bir talebin ortaya çıkacağını öngörüyor. BHP’nin 2024 raporuna göre, 2050’ye kadar küresel bakır talebinin %70 artması bekleniyor. Bu talebi tetikleyen belli başlı 3 neden ise;
- Geleneksel Büyüme; bu basitçe ekonomik büyüme, elektrik tüketimi ve bakır arasındaki ilişkiyi temel alan büyüme. Yani ülkelerin ekonomik gelişmişlik düzeyleri ve büyüme oranları ile birlikte bakır tüketimi de artmakta, gelişmiş ülkelerde ortalama 100 kg kişi başı bakır tüketimi gerçekleşmekte. Fakat örneğin Çin’de bunca ilerlemeye rağmen kişi başı bakır tüketimi gelişmiş ülkelerin yarısı kadar, Hindistan’ın durumu ise bundan da vahim, Hindistan’ın kişi başı bakır tüketimi Japonya’nın yedi de biri Çin’in beşte biri oranında. Bu ülkeler gelişmeye devam ettikçe elbette bakır tüketimleri de o oranda artmaya devam edecek.
- Enerji Dönüşümü; Rüzgar türbinleri, güneş panelleri, elektrikli araçlar (yukarıda da bahsettiğimiz gibi) çok daha bakır yoğun teknolojiler. Karada kurulu bir rüzgar türbini için megavat başına 3,4 ton, deniz üstü rüzgar santrallerinde megavat başına 11 ton, karada kurulu güneş enerjisi santrallerinde de megavat başına yaklaşık 3 ton bakır gerekiyor. Bir doğalgaz çevrim santralinin ise megavat başına bakır kullanımının 2 ton olduğu göz önüne alındığında enerji dönüşümünün 5 kata varan bakır gereksinimi ortaya çıkmakta.
- Dijitalleşme; Belki de en çok gözümüzden kaçan alan dijitalleşme, yapay zeka, veri merkezleri, bulut bilişim gibi dijital teknolojilerinin tamamı çok yüksek elektrik tüketen teknolojiler ve dolayısı ile bakır yoğun. BHP verilerine göre 2022 yılında veri merkezlerinin küresel elektrik tüketimindeki payı %2 iken bu rakam 2030 da %9 a fırlayacak. Şu anda yarım milyon ton olan veri merkezlerinin bakır kullanımının 3 milyon tona çıkacağı anlamına gelmekte.
Talep yönlü beklentilerin yanında BHP’nin arz yönlüde ilginç tespitleri var;
- Madenlerde cevher tenörlerinin düşmesi; 1991 yılından bu yana cevher tenörleri %40 düşüş göstermiş ve dolayısı ile aynı miktar bakır için daha fazla kazı, daha fazla enerji ve daha fazla maliyet oluşmakta.
- Mevcut madenler de gerileme; Üretim yapılan madenlerde kolay cevherlerin tükenmesi ile 2035 yılında bu madenlerin üretiminin %15 azalacağı öngörülüyor
- Belki en önemli durum, yeni keşiflerin sayısının çok az olması. BHP’ye göre artan talebi karşılamak için önümüzdeki on yılda her yıl en az 1 milyon ton bakır üretim kapasiteli yeni bir madenin açılması gerekiyor (BHP, 2024)
Devlerin bakır aşkının ve iştahının aslında nereden geldiğini sanırım bu veriler ortaya koyuyor. Peki Türkiye bu denklemin neresinde yer alabilir? USGS’in 2015 yılında yaptığı bir çalışma ilginç veriler ve tahminler içeriyor.
Türkiye hepimizin bildiği gibi Tetis kuşağının bir parçası, USGS Orta Doğu’da, Türkiye, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, İran, batı Pakistan ve güneybatı Afganistan’ı kapsayan bir alanda 180 milyon metrik tondan fazla keşfedilmemiş porfiri bakır kaynağı bulunabileceğini tahmin etmekte ve haritadan da görüleceği üzere bu potansiyel bölgesinin aslında önemli bir kısmı Türkiye’de yer alıyor. (USGS,2015)
Elbette öncelikle bu potansiyelin aranması, bulunması, işletilmesi ve hatta izabe ve rafinasyon işlemleri ile sanayinin ihtiyacı olan bakır metaline dönüştürülmesi gerek.
Kaynakça:
- (2024, Eylül). How copper will shape our future. BHP Insights. https://www.bhp.com/
- Cathles, L. M., & Simon, A. C. (2024, Mayıs). Copper mining and vehicle electrification. International Energy Forum. https://www.ief.org/
- ICSG, International Copper Study Group. (2024, 26 Eylül). Copper Market Forecast 2024-2025[Basın Bülteni]. https://icsg.org/
- com, 2025; Antofagasta offers Chinese smelters negative processing fees as talks start, https://www.mining.com/web/antofagasta-offers-chinese-smelters-negative-processing-fees-as-talks-start/
Sait Uysal: LinkedIn
saituysal [at] gmail.com














