Türkiye Kömür Üreticileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı (Kömürder) Furkan Akçadağ

Türkiye Kömür Üreticileri Derneği (KÖMÜRDER) 9. Olağan Genel Kurul Toplantısı 3 Haziran 2026 tarihinde Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Kurumu Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirildi. Yapılan Genel Kurul’da oy birliğiyle Akçadağ Grup Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Akçadağ, Kömürder’in Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine getirildi.

Kömürder Yönetim ve Denetim Kurulları şu isimlerden oluştu:

  • Furkan AKÇADAĞ – Yönetim Kurulu Başkanı
  • İbrahim Halil KIRŞAN – Yönetim Kurulu Başkan Vekili
  • Mehmet UYGUN – Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
  • Ramazan YÖN – Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
  • Ali Kemal KAZANCI – Sayman
  • Oktay BAKIRHAN – Üye
  • Muhammed ÇELİK – Üye
  • Aygün EKİCİ – Üye
  • Hakkı POLAT – Üye

Yönetim Kurulu yedek üyeliği için,

  • Hasan Emre ÇATAL
  • Oğuzhan YILDIZ
  • Ali BAYKAL
  • Bahtım KARA
  • Köksal ŞİMŞEK

Denetleme Kurulu asil üyelik için,

  • Kömür İşletmeleri A.Ş.
  • Yeni Anadolu Madencilik ve Teknolojileri San ve Tic. A.Ş.
  • Türkiye Taş Kömürü Kurumu

Denetleme Kurulu yedek üyeliği için,

  • Kuzey Anadolu Mad. Tur. Tic. A.Ş.
  • Arafa Madencilik Tur. İnş. San. ve Tic. A.Ş.
  • Er Madencilik Nak. ve İnş. San. Tic. A.Ş.

Genel Kurul’un hemen ardından açıklamalarda bulunan Furkan Akçadağ, “Bugün burada Türkiye’nin enerji güvenliğine, ekonomik bağımsızlığına ve sanayi gücüne katkı sağlayan stratejik bir sektörün temsilcileri olarak bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Şahsıma tevdi edilen Türkiye Kömür Üreticileri Derneği (KÖMÜRDER) Başkanlığı görevini büyük bir onur ve sorumluluk duygusuyla kabul ediyorum.

Ülkemizin dört bir yanında, yerin yüzlerce metre altında büyük bir özveriyle çalışan madencilerimize, mühendislerimize, teknisyenlerimize ve sektörümüzün tüm emekçilerine en kalbi teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Onlar yalnızca kömür üretmiyorlar; Türkiye’nin enerji güvenliğini üretiyorlar, sanayimizi ve kalkınmamızı ayakta tutan görünmez kahramanlardır.” ifadelerini kullandı.

Dünyanın yeni bir döneme girdiğini; Rusya-Ukrayna savaşının, Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin, enerji arz krizlerinin, tedarik zinciri sorunlarının ve küresel jeopolitik gerilimlerin bizlere çok önemli bir gerçeği yeniden gösterdiğini sözlerine ekleyen Akçadağ, Enerji güvenliği artık yalnızca ekonomik bir konu değildir; millî güvenliktir, ekonomik bağımsızlıktır, güçlü sanayidir ve güçlü devlettir.

Son yıllarda yaşanan gelişmeler göstermiştir ki kriz zamanlarında piyasalar değil, ülkelerin kendi kaynakları çalışmaktadır. Bugün Avrupa’dan Asya’ya kadar birçok ülke enerji politikalarını yeniden şekillendirmekte ve kendi stratejik kaynaklarına daha fazla önem vermektedir. Çünkü enerji bağımsızlığı olmayan bir ülkenin ekonomik bağımsızlığını tam anlamıyla koruması mümkün değildir.” şeklinde konuştu.

Yerli kömürün yalnızca bir maden olmadığını dile getiren Akçadağ, enerjinin arz güvenliği, baz yük elektrik üretimi, şebeke istikrarı, yerli sanayi, yerli istihdam ve ekonomik bağımsızlık olduğunun altını çizdi. Akçadağ, her ton yerli kömürün; ithal edilmeyen bir enerji kaynağı, ülkemizde kalan döviz, cari açığın azaltılmasına yapılan katkı ve enerji bağımsızlığımıza yapılan stratejik bir yatırım olduğuna vurgu yaptı.

Akçadağ sözlerine şöyle devam etti: “Bir maden işletmesi yalnızca kömür üretmez. Bir maden işletmesi bulunduğu bölgenin ekonomik hayatını ayakta tutar.

Bir maden işletmesinin üretimi devam ediyorsa; orada istihdam, ticaret, üretim ve gelecek vardır. Bu nedenle yerli kömür politikaları yalnızca enerji politikası olarak değerlendirilmemelidir.

Yerli kömür politikaları aynı zamanda istihdam politikalarıdır, kalkınma politikalarıdır.

Elbette çevresel sorumluluklarımızın da farkındayız. Daha verimli üretim teknolojileri, daha düşük emisyon, daha güçlü iş güvenliği uygulamaları ve daha sürdürülebilir üretim anlayışı doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. KÖMÜRDER olarak inanıyoruz ki; enerji güvenliği ile çevresel sorumluluk birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.”

Sektörün en büyük sınavının; itibar ve algı yönetimi olduğunu ifade eden Akçadağ, “Sektörümüz yalnızca sorunları dile getiren sektör olmamalıdır. Aynı zamanda çözüm üreten, politika geliştiren ve Türkiye’nin enerji geleceğine katkı sunan bir sektör olmalıdır. Bu kapsamda tabi ki Kömürder olarak kamuoyunun ve karar vericilerimizin dikkatine sunmak istediğimiz politika önerilerimiz bulunmaktadır.

Üretim maliyetlerinin azaltılması, sektörümüzün rekabet gücünün artırılması ve doğru Pazar mekanizmalarının oluşturulması için gerekli her türlü girişimi kararlılıkla sürdüreceğimizden hiçbirinizin şüphesi olmasın. Fakat bugün daha büyük bir problemi sizlerle paylaşmak istiyorum. Sektörümüzün son yıllarda karşı karşıya kaldığı itibar kaybı…

Madencilik dünyanın en zor ve en fazla sorumluluk gerektiren sektörlerinden biridir. Bu sektörde yatırım yapmak yalnızca sermaye koymak anlamına gelmez. Aynı zamanda büyük bir sorumluluğun altına girmek demektir. Bugün sektörümüzde faaliyet gösteren işletmelerimiz milyonlarca dolarlık yatırımları hayata geçirirken; iş güvenliğinden çevre yükümlülüklerine, üretimden istihdama kadar son derece geniş bir sorumluluk alanı yönetmektedir. Madencilikte başarı uzaktan yönetilerek elde edilmez. Bu sektördeki birçok yatırımcı ve işletmeci sahadadır, üretimin içindedir, çalışanlarıyla aynı sorunları paylaşmaktadır.  

Çünkü hepimiz biliyoruz ki madencilik masa başında değil, sahada yapılan bir iştir. Üstelik bu sektörün taşıdığı risk yalnızca ekonomik risk değildir.

Meydana gelebilecek herhangi bir olumsuzlukta işletmelerimiz çok ağır idari, mali ve hukuki sorumluluklarla karşı karşıya kalmaktadır.

Buna rağmen sektörümüz, ülkemizin enerji güvenliği ve üretim gücü için yatırım yapmaya, istihdam oluşturmaya ve değer üretmeye devam etmektedir.

Ne yazık ki zaman zaman yaşanan münferit olumsuz örnekler, sektörümüzün tamamını temsil ediyormuş gibi gösterilmekte ve yüzlerce işletmenin, binlerce çalışanın ve on binlerce ailenin emeği aynı algının içerisine hapsedilmektedir. Biz elbette hataları görmezden gelmeyi savunmuyoruz; ancak birkaç olumsuz örnek üzerinden bütün bir sektörün itibarsızlaştırılmasını da doğru bulmuyoruz.

Çünkü bu sektör; mühendisiyle, yatırımıyla, üretimiyle, istihdamıyla ve alın teriyle Türkiye’nin kalkınmasına katkı sunan bir sektördür. Önümüzdeki dönemde Kömürder olarak yalnızca sektörümüzün teknik ve ekonomik sorunlarına değil, kamuoyundaki algısına da odaklanacağız.

Madenciliğin ülkemize sağladığı katkıları daha doğru anlatacak, sektörümüzün başarı hikayelerini daha görünür kılacak ve toplumla daha güçlü bir iletişim kuracağız.

Çünkü biliyoruz ki;

‘Bir sektör itibarını kaybederse yatırımını kaybeder. Yatırımını kaybederse insan kaynağını kaybeder. İnsan kaynağını kaybederse geleceğini kaybeder.’

İşte bu nedenle sektörümüzün itibarını korumak ve güçlendirmek, yalnızca şirketimizin değil; ülkemizin enerji güvenliğinin, üretim kapasitesinin ve ekonomik bağımsızlığının da korunması anlamına gelir.

Güçlü sektörler yalnızca üretimle değil, güçlü itibarla da ayakta kalırlar. Biz kömürü değil emeği savunuyoruz, üretimi savunuyoruz; yatırımı savunuyoruz. Türkiye’nin enerji güvenliğini savunuyoruz.

 Önümüzdeki dönemde Kömürder olarak kamuoyundaki bu algıya odaklanacak, madenciliğin ülkemize sağladığı katkıları ve başarı hikâyelerini daha görünür kılarak toplumla daha güçlü bir iletişim kuracağız.

Burada mesele herhangi bir şirketin desteklenmesi değil, Türkiye’nin stratejik enerji kapasitesinin korunmasıdır. Bir enerji santrali birkaç yılda yapılabilir; ancak bir madencilik kültürü, yetişmiş insan kaynağı ve üretim ekosistemi onlarca yılda oluşmaktadır. Kaybedilen kapasitenin yeniden oluşturulması ise daha yüksek maliyetler gerektirmektedir. Türkiye’nin de sahip olduğu kömür rezervlerini yalnızca bugünün değil, olağan üstü dönemlerin de enerji güvencesi olarak değerlendirmesi gerektiğine inanıyoruz.” şeklinde sözlerine devam etti.

Yerli kömür üreticileri olarak herhangi bir ayrıcalık talep etmediklerini belirten Akçadağ, savundukları tezleri şöyle sıraladı:

  • Emeği ve Alın Terini: Sektörümüzün her bir emekçisinin hakkını korumayı,
  • Yerli Üretimi ve İstihdamı: Ülkemizin kaynaklarının ülkemizde kalmasını,
  • Stratejik Yatırımları: Olağanüstü dönemlerin enerji güvencesi olan kömür rezervlerimize sahip çıkmayı.

Akçadağ konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Kömürder olarak devletimizle, üniversitelerimizle, özel sektörümüzle ve tüm paydaşlarımızla birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Amacımız herhangi bir sektörün değil, Türkiye’nin kazanmasıdır. Amacımız yalnızca üretmek değil, enerji bağımsızlığını güçlendirmektir. Amacımız yalnızca büyümek değil, millî dayanıklılığı artırmaktır.

Ne mutlu üretene, ne mutlu alın teriyle ülkesine değer katana, ne mutlu Türkiye’nin yerli kaynaklarına sahip çıkana.”

Haberlere Abone Olun

UYARI

Bu haber/makale bir “Madencilik Türkiye Dergisi” içeriğidir. Her hakkı Mayeb Basın Yayın Ltd.’ye ait olup izinsiz olarak kopyalanıp yayınlanması suçtur ve yasaktır. Kaynak gösterilmeden kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır.

Kaynak gösterilerek kullanılmak istenmesi halinde “Bu haber/makale Madencilik Türkiye Dergisi’nden alınmıştır.” ibaresi ile birlikte haberin linki verilmeli, link de web sitemize yönlendirilmelidir.

Önceki İçerikSudan, Yer Altı Zenginliklerinin Çıkarılması İçin Türk Yatırımcılara Destek Çağrısı Yaptı
Sonraki İçerikKolpaş Otomotiv, Lastik İhtiyaçlarınıza Hızlı ve Güvenilir Çözümler Üretir