Dr. Kerem Canbazoğlu
(*) Teşekkür: Bu çalışma kıymetli üstadım Sayın Av. Ömer Günay’a 06.10.2025 tarihinde yeni çıkan Maden Hukuku ve Jeotermal Hukuku kitaplarını imzalatmak için yaptığım ziyarette kendisi tarafından gündeme getirilmesi üzerine konuyla ilgili yaptığım araştırmaların derlemesi ve mevcut hukuki durumun irdelenmesine yönelik olup, bu konuya dikkat çektiği ve yazının oluşmasına vesile olduğu için kendisine öncelikle teşekkürlerimi sunarım. Kendisinin vurguladığı hususlara bu çalışmada 3, 6 ve 7 nolu dipnotlarda ayrıca yer verilmektedir.
1. Kanuni düzenleme ve yürütmeye verilen yetki
Türkiye’de maden üretiminden alınan “devlet hakkı”, madenlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olması ilkesinin (Anayasa m.168) doğal sonucudur. 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 14. Maddesinde 2020 yılında değişiklik sonrası mevcut durum uyarınca, devlet hakkı oranlarının artırılması veya azaltılması Cumhurbaşkanı Kararı (Kısaca “CB Kararı”) ile belirlenmektedir.
Aslında devlet hakkı oranlarında madenin cinsi, üretildiği bölge ve benzeri kriterler gözetilerek %25’e kadar indirim yapılabilmesine karar verme konusunda Bakanlar Kurulu’na yetki veren kanun maddesi 2004 yılında 5177 sayılı Kanun ile Maden Kanunu’nda yapılan değişiklikle uygulamaya girmişti.[1]
Söz konusu yetkinin yasal dayanağı 14ncü maddenin 15nci fıkrasında şu şekilde ifade olunmuştur. “Devlet hakkı oranlarında, madenin cinsi, üretildiği bölge ve benzeri kriterler gözetilerek Cumhurbaşkanınca en fazla %25 oranında indirim ve artırım (*) yapılabilir.”[2]
Belirtmek isteriz ki, daha önce bu madde devlet hakkı oranında indirim yapılması konusunda yürütmeye (daha önce Bakanlar Kurulu, 2018 sonrası ise Cumhurbaşkanı’na) yetki verilmesini düzenlemekteyken, 14.2.2019 tarihli ve 7164 sayılı Kanunun 14’üncü maddesiyle bu fıkraya mevcut “indirim” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve artırım” ibaresinin eklenmesiyle bugün bu yetki devlet hakkı oranlarında artış yapma yetkisine dönüşmüştür. Bilebildiğimiz kadarıyla 2004 sonrası oranda indirim yetkisinin kullanımı söz konusu olmamıştır. 2020 yılından itibaren CB Kararı ile devlet hakkı oranlarında tekrarlayan artırımlar yapılmıştır. [1] 2025 yılında Maden Kanunu’nda yapılan ve 24.07.2025 tarihinde
[1] 3213 sayılı Kanun’un devlet hakkını düzenleyen 14. maddesinde 2004 yılında 5177 sayılı Kanunun 8. Maddesiyle yapılan değişiklikle, “Devlet hakkı oranlarında, madenin cinsi, üretildiği bölge ve benzeri kriterler gözetilerek Cumhurbaşkanınca en fazla % 25 oranında yapılabilir” düzenlemesi getirilmişti. Söz konusu yasa ile devlet hakkında “bilanço brüt karı” sistemi değiştirilmiş, satış tutarı üzerinden devlet hakkı alınması esasına geçilmiştir. [2] 3213 sayılı Kanun’un yasalaştığı ilk halinde 14. Maddesindeki devlet hakkı düzenlemesi bugünkü halinden çok farklıydı. Madde şu şekildeydi. “ Maden sahasından çıkarılacak cevherlerden işletme yıllık brüt karının %5’i Devlet hakkı olarak, %5’i Madencilik Fon iştiraki şeklinde her yol mart ayının son günü akşamına kadar ilgili daire tarafından tahakkuk ettirilerek ruhsat sahibince devlet hakkı hazineye, fon iştiraki ise Etibank’a ödenir. Çıkardığı cevheri kendi fabrikasında hammadde-girdi olarak kullanan şirketler için Devlet hakkına esas olacak değer bilançoda maliyetin asgari %30’u kadar brüt kar kabul edilerek hesaplanır. Devlet hakkının ve fon iştirakinin tahakkukuna esas teşkil edecek bilanço yönetmelikle belirlendiği şekilde hazırlanır.” [3] Sayın Av. Ömer Günay’ın aktardığı çalışmaya göre, 2020 yılı sonrası artırım yapılan Cumhurbaşkanı kararları ve konuları şu şekildedir. Sayın Günay, Cumhurbaşkanının aynı konuda düzenli olarak artırım kararı verdiğini göstermektedir. Söz konusu artışların kanunla belirlenen bir üst sınır olmaksızın yapılması, idarenin takdir yetkisinin sınırları bakımından ciddi anayasal sorunlar doğurduğunu değerlendirmektedir.
yürürlüğe giren değişiklikle Maden Kanunu’na Ek-3 nolu tabloda düzenleme yapılarak bu madenler yönünden devlet hakkı oranları değiştirilmişti.
04.10.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 03.10.2025 tarih ve 10442 sayılı CB Kararı’yla ise, 01.01.2025 tarihinden geçerli olmak üzere, yani geçmişe etkili olacak şekilde, devlet hakkı oranlarında %25 arttırım yapılmıştır.
Bu kararın konusu, IV. Grup madenlerden Maden Kanunu’na EK-3 nolu tabloda yer alan altın, gümüş, platin, bakır, kurşun, çinko alüminyum ve uranyum oksit ile bu tabloda yer almayan IV. Gruptaki krom madeni olarak belirlenmiş, bunlarla ilgili olarak devlet hakkı 01.01.2025 itibariyle geçerli olmak üzere oranı arttırılmıştır.
Esasen Maden Kanunu’nda değişiklik yapan 2025 tarihli Kanun ile de IV. Grup madenlerden Ek-3 nolu tabloda yer alanlarla ilgili oranın hesaplanmasına dair katsayılarda değişiklikler yapılmak suretiyle bir arttırım olmuştu [4]
Söz konusu değişiklikten sonra bu madenler ve krom için getirilen devlet hakkı oranı artışı 2025 döneminde gerçekleştirilecek üretimler için verilecek beyanlara göre tahakkuk edecek devlet hakkı bedellerine uygulanacak devlet hakkı oranlarına ilişkin hukuki tartışmaları da beraberinde getirmektedir.
2. 2025 yılında üretimi gerçekleşecek Maden Kanunu Ek-3’te yer alan madenler ve krom ile ilgili devlet hakkı nasıl hesaplanacak?
2025 yılı için ödenecek devlet hakkı oranlarında, 2025 yılı içinde hem 24.07.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7554 sayılı Kanun’un 13. Maddesi ile[5] hem de 04.10.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 03.10.2025 tarih ve 10442 sayılı CB Kararı ile oran değişikliği yapılmış durumdadır. CB Kararı, idare hukuku açısından “idari işlemlerin geçmişe etkili olmamasına” ilişkin hukuk devletinin genel ilkesinden ayrılarak oran artışının 01.01.2025 tarihinden itibaren geçerli olacağını düzenlemektedir.
| Karar No | Tarih | Kapsam | Artırım Oranı | Açıklama |
| 2932 | 04.09.2020 | IV. Grup – Altın ve Gümüş | %25 | İlk defa artırımlı uygulama getirilmiştir. |
| 4384 | 19.08.2021 | IV. Grup (Alüminyum, Bakır, Çinko, Demir, Krom, Kurşun) | %25 | Metalik madenler için artırım genişletilmiştir. |
| 5553 | 13.05.2022 | I., II., III. ve V. Grup madenler | %25 | Artırım tüm maden gruplarına yayılmıştır. |
| 10442 | 04.10.2025 | IV. Grup madenler + Krom | %25 | 1 Ocak 2025’ten itibaren uygulanacağı belirtilmiştir. |
[4] Maden Kanununda Temmuz 2025 değişiklikleriyle, Ek-2sayılı tablosundaki hesap formülüne 0,7 çarpanı eklenerek hesap formülü değişmiş, Ek-3 sayılı tablo da yenilenmiştir. Ek-3 sayılı tablodaki değişiklikle daha önce %15e kadar olan devlet hakkı oranının %25’e kadar kademelendirilerek güncellendiği görülmektedir. Tabloda düzenlenenler altın, gümüş, platin, bakır, kurşun, çinko, alüminyum ve uranyum oksittir. Bugün onsu 3300 USD seviyesinde olan altın için devlet hakkı oranı %19 olarak oluşmakta, yeni düzenleme ile onsun 5000 USD seviyesine gelmesi ve aşması halinde devlet hakkının %25 olarak uygulanacağı görülmektedir. Yine tonu 9000 USD seviyesinde olan bakırda devlet hakkının güncel oranı %15 olup, tonun 17901 USD’ye varması ve aşması halinde devlet hakkı oranı %25 olacaktır.
[5] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/07/20250724-1.htm 7554 sayılı Kanun’un 20. Maddesi, bu kanunun ile Maden Kanunu ve diğer kanunlarda yapılan değişikliklerin Resmi Gazete’de yayım tarihi olan 24.07.2025 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmektedir.
Gelinen noktada 2025 yılı için Maden Kanunu Ek-3’te yer alan madenler ve krom madeni üretimi yapılan ruhsatlar için ruhsat sahiplerine devlet hakkı oranlarının hangi dönemki üretim için hangi oranda devlet hakkı tahakkuk edeceği sorunu ortaya çıkmaktadır.
Burada 2025 yılında üretimi gerçekleştirilen Ek-3’te yer alan madenler için 7554 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 24.07.2025 tarihinden önceki üretimler açısından kanun değişikliği öncesindeki oranların uygulanması gerekmektedir. 24.07.2025 tarihinden sonraki üretimlere ise, kanun ile belirlenen devlet hakkı oranları uygulanarak bedelin hesaplanması yapılmalıdır.
24.07.2025 tarihinden sonra 03.10.2025 tarihli CB Kararı ile 01.01.2025 tarihinden itibaren yani geçmişe etkili uygulanmak üzere bir artış yapılmışsa da söz konusu kararın geçmişe etkili düzenlemesinin hukuki öngörülebilirlik ilkesine uygun düşmeyeceği ifade edilmelidir. Bu nedenle CB Kararı’nın yargı süresine konu olması halinde, bu kararla yapılan ilgili madenlerle ilgili devlet hakkı oranı artışının, ilgili kararın yürürlüğünden sonraki dönemlerde üretilen madenlerle ilgili hale de gelebileceği ilgililerce dikkate alınmalıdır.
Hukuk sistemimizde idari işlemler “hukuka uygunluk karinesi” nden yararlanacağından, bu CB Kararı’nın yargısal denetime taşınması halinde karar tarihinden geriye etkili sonuç yaratan ibare (01.01.2025’ten itibaren) yönünden bir yargısal karar alınması halinde hukuki olarak ortadan kalkabilir.
CB Kararı’nın hukuka uygunluğu açısından irdelenebilecek diğer bir yönü ise, Maden Kanunu düzenlemesinde yer kanunda belirlenen devlet hakkı oranında artış ve azaltma yapma yetkisi kullanım koşulu olarak dikkate alınması gereken “madenin cinsi, üretildiği bölge ve benzeri kriterler” açısından hangi veriler ile bu artışın yapılması yönünde karar alındığının yargısal denetime tabii tutulmasıdır. Artış yetkisinin doğmasının kanuni dayanaklarının somut olayda gerçekleştiğinin yargı yerince denetlenebilir şekilde ortaya konulamaması da artışa mahkemelerce son verilmesi durumunu yaratabilir.
Son bir yönü ise, belirlenen artış oranının kanunda yetki verilen tavan artış oranında belirlenmesidir, bu yetkinin en yüksek kanuni yetki oranında kullanılmasının ölçülü olup olmadığı da tartışılabilecek bir durumdur. [6] [7]
[6] Konuyu idare hukuku ilkeleri açısından değerlendiren Sayın Ömer Günay, oran arttırımı işleminin idare hukuku açısından artım yetkisinin kullanımının mali yükümlülük belirleme yetkisine dönüşmemesi gerektiği, aksi halde yasama yetkisinin devri yasağıyla çatışacağını, bu işlemlerin Danıştay denetimine tabi olduğunu ve iptal davasına konu edilebileceklerini, mevcut haliyle kararın geriye yürüme yasağını ihlal ettiğini, kapsamına aldığı gruplardaki maden ruhsat sahipleri açısından hukuki güvenliği zedelediğini ve kazanılmış hakları ihlal ettiğini, ölçülülük, belirlilik ve idari istikrar ilkeleri açısından da hukuka uygun düşmediğini, kanuna artış yetkisiyle ilgili getirilen ölçütlerin işlemin içselleşen maksadı olduğunu, bunun denetlenebilir şekilde ortaya konulmasının gerektiğini vurgulamıştır.
[7] Sayın Ömer Günay, konuyu Anayasa Hukuku açısından da ele almakta, burada devlet hakkını vergi benzeri mali yükümlülük olarak niteleyen Anayasa Mahkemesi kararına atıfla (AYM, E.2014/177, K.2015/49) idareye sınırsız oran belirleme yetkisi verilemeyeceğini vurgulamakta, her yıl tekrarlanan artış kararlarının AYM’nin E.2013/67, K.2014/121 sayılı kararında vurgulanan belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleriyle bağdaşmadığını ifade etmekte, kararın konu aldığı madenler arasında kromun özel olarak sayılmasının benzer nitelikteki diğer madenler açısından ayrımcılık yarattığını ve Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesiyle de çeliştiğini, işlemin konusu itibariyle dolaylı şekilde mülkiyet hakkı sınırlaması da oluşturduğundan kamu yararı ile bireysel mülkiyet hakkı arasındaki adil dengeyi ihlal ettiğini dile getirmektedir.
Mahkemelerce verilen kararların etkisi hukuk sistemimizde önemli bir konudur. Bilindiği üzere Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararları geçmişe etki etmemektedir. İdari yargı yerlerince idari işlemlerle ilgili iptal kararları ise, geçmişe etkili hukuki sonuç doğurmaktadır. Hukuka aykırı işlemden önceki hukuki durumun geri getirilmesi esas olmaktadır. Bu kararların uygulanması ise başta Anayasa’nın ilgili maddeleri ve idari yargılama usulü kuralları çerçevesinde güvence altına alınmıştır.
Bu tespitler ışığında, 2025 yılı üretimleri nedeniyle mevcut hükümlerle artışla tahakkuk edecek devlet haklarında kısmi hukuka aykırılıklar oluşabileceği göz önüne alınarak, devlet hakkı tahakkukuna esas üretim beyanlarında 24.07.2025 ve 04.10.2025 tarihlerine önemli eşik tarihler olarak dikkat edilmesi, ilave artış oranı ile ödenecek devlet hakkına yönelik olarak ihtirazi kayıt dilekçesi verilmesi, artışa dair karara bu tahakkukla beraber dava açılması suretiyle fazla ödenen tutar varsa iadesinin sağlanması söz konusu olabilir.[8]
[8] Söz konusu karara karşı Resmî Gazete’de yayımı tarihi olan 04.10.2025’ten itibaren, kararın konu aldığı maden gruplarındaki ruhsat sahipleri veya sektör dernekleri tarafından, 60 gün içerisinde dava açılabilecektir. Danıştay Kanunu’nun 24. Maddesi hükmü uyarınca, Cumhurbaşkanı Kararı’na karşı açılabilecek bu davaya ilk derece mahkemesi olarak Danıştay bakacaktır. Ancak bu karara uygulandığı devlet hakkı tahakkuku işlemine dayanak olması nedeniyle de tahakkukla beraber de dava açılabileceği değerlendirilebilir. Hukuken en güvenceli yöntem ise ilandan itibaren düzenleyici işleme, ihtirazi tahakkukla ödemeden sonra ise tahakkuka yönelik dava açmak olarak görülmektedir.
Dr. Kerem Canbazoğlu: Linkedin
kerem [at] cac.com.tr












