Türkiye kendi otomobilini, tankını, uçağını, beyaz eşyalarını, elektronik araç ve gereçlerini kendisi üretme iddiasındadır. Bütün bu araç ve gereçlerin yapımında kullanılan metalleri nereden nasıl temin edeceğiz?
Ciddi bir deprem ve kentsel dönüşüm sorunu ile karşı karşıya olan ülkemiz yıkılan ve yıkılacak evleri ve altyapıları ne ile yeniden inşa edecek?
Hali hazırda yıllık 380 milyar KWh olan enerji tüketimimiz 2050 yılında yaklaşık 1 trilyon KWh olacağı tahmin edilmektedir. Bu kadar muazzam enerjiyi hangi kaynakları kullanarak üreteceğiz?
Dünyamızı iklim krizinden kurtarmak için kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların yerini yeşil enerji teknolojileri almaktadır.
Güneş panellerini, rüzgâr türbinlerini, elektrikli araç ve gereçlerini, enerjinin depolanmasında kullanılan bataryaları ve pilleri, metalik madenler ve nadir toprak elementleri olmadan yapmamız mümkün değil. Yeşil enerji daha çok metalik maden üretimi ve tüketimi ile mümkün.
Madencilik Bilgimiz, Algımız ve Yargımız
Maden çıkarılan alanların ülkemizin 780 000 km2’yi bulan yüzölçümündeki payı binde 1,8’dir.
Toplam 23,4 milyon hektarı bulan orman alanlarımızda madencilik faaliyetlerinin payı ise yaklaşık binde 3’dür.
Yıllık 65 milyar m3 olan toplam su tüketiminde madenciliğin payı binde 2,8’dir.
Orman sanayimizin ihtiyaçlarını karşılamak ve ormanları gençleştirmek için yılda yaklaşık 30 milyon m3 ağaç kesimi yapılmaktadır. Kesilen yüz bin ağaçtan sadece 1 tanesi madencilik faaliyetleri için zorunlu olarak kesilmektedir.
Yıllık maden üretimimiz yaklaşık 890 milyon ton olup, kişi başına yaklaşık 10 ton maden üretimine tekabül etmektedir.
2013 yılında toplam maden işyeri sayısı 6776 iken, 2023 yılında bu rakam 7186’dir. On yılda açılan maden sayısı 410, bir başka ifade ile yılda açılan yeni maden sayısı, son on yılın ortalamasına baktığımızda sadece 41.
10 yıl önce maden arama ruhsat sayısı 8336 iken bu sayı günümüzde neredeyse yarı yarıya azalarak 4403’e düşmüştür. 100 tane arama ruhsatından yaklaşık 1 tanesinin madene dönüşmekte, 99 tanesinde ise bir şey keşfedilemediği için tekrar Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne iade edilmektedir.
Resmin tamamına baktığımızda madencilik faaliyetlerimizin ülkemizin yüzölçümü, orman alanları ve su tüketimindeki payının yüzde değil binde 1-3 mertebesinde olduğunu göstermektedir.
Madencilikte Dışa Bağımlılık
Madenciliği itibarsızlaştırmaya yönelik tutumlar nedeni ile kendi yer altı zenginliklerimizi arayamaz ve üretemez hale geldik. 86 milyon nüfusun maden ve enerji ihtiyacını nasıl karşılayacağız?
Madencilikte her geçen yıl dışa bağımlılığımız artmakta; maden, metal ve ara malları ithalatından dolayı yılda yaklaşık 40 – 50 milyar dolar dış ticaret açığı vermekteyiz. Sadece altın ithalatına son 5 yılda 98 milyar dolar ödedik. Bu rakama petrol ve doğal gazı da ilave edilince dış ticaret açığımız yıllık 105 milyar dolar seviyesine çıkmaktadır.
Her sektörde olduğu gibi madencilikte de işini doğru dürüst yapmayanlar olacaktır. Sektördeki bazı kötü uygulamalar nedeniyle madencilik sektörünün toptan hedef alınarak, maden istemiyoruz şeklindeki yaklaşımlar ülkemize zarar vermektedir.
Madenciliğe değil “kötü madencilik uygulamalarına karşı olmalıyız.” Madenler doğaya zarar vermez, kötü madencilik uygulamaları doğaya zarar verir.
Madenleri tüketenler, tükettikleri madenleri yerin yüzlerce metre altından hayatları pahasına çıkaran madencileri doğa düşmanı ilan edip, maden istemiyoruz diyebilir mi?
Hayatlarını kaybeden tüm madencilerimizi rahmetle anıyoruz. 4 Aralık Dünya Madenciler Günümüz kutlu olsun.
Muhterem Köse
Dr. Maden Mühendisi
Dr. Muhterem Köse: Linkedin
kosemuhterem@gmail.com













